1982 Temmuz

Tire’de müthiş sıcak bir hava vardı ve ben İtalya ile Federal Almanya arasındaki Dünya Kupası Finali için televizyonun karşısındaydım. İki takım da neredeyse her maçta çok zorlanmış, ama finale kadar gelmeyi başarmıştı.

Takımların birbirini tartmasıyla başlayan final karşılaşması sert bir mücadeleye sahne oluyordu. İtalyanlar, genelde uyguladıkları taktik olan sıkı savunma sonrasında hızlı şekilde atağa kalkıyorlardı. Yine bir İtalya atağında Altobelli ortaladı ve Briegel, Conti’yi indirdi. Bu bir penaltıydı. Atışı kullanan Cabrini topu dışarı atmıştı. Solak olduğu için mi yoksa karşısında Schumacher olduğu için mi topu dışarı atmıştı bilemedim. İtalya’nın her maçta yükselen ve finalde en üst seviyeye çıkan temposuna Schumacher bile sadece bir devre dayanabilecekti. İkinci yarının başında İtalya, Rossi’nin golüyle öne geçtikten sonra Tardelli ve Altobelli’nin golleri Federal Almanya’yı bitirmiş gibiydi. Ancak sakallı adam Breitner bitmeyen enerjisiyle son mücadelesini veriyor ve kupanın son golünü atıyordu. En etkileyici sahne ise,  attığı gol sonrası ellerini yumruk yaparak ve kollarını sallayarak çılgınca koşan Tardelli’nin enerji boşalması sahnesiydi. Çok güzel vakit geçirdiğim ilk dünya kupamın finali de harika olmuştu.

Şampiyonluğa ulaşan en yaşlı futbolcu olarak tarihe geçen İtalya kalecisi Dino Zoff ise 40 yaşındaydı. Zoff’un, o zaman babam da dahil mahalledeki bütün amcalardan daha yaşlı birisi olduğunu fark etmiş ve bu olaya daha da şaşırmıştım.

Dino Zoff’u gri-mavi kazağı, siyah şortu ile hatırlıyorum. Duruşuyla, tavırlarıyla liderlik için doğduğunu düşündürten bir kaptandı. Kupa boyunca izlediğim bütün karşılaşmalarda rakipleri de dahil herkesin ona gerçekten bir abi, bir baba gibi davrandığını, onun sakinliğinin sahanın geneline yansıdığını hissedebiliyordum. Zoff’un kaledeki dengeli duruşu, en zor pozisyonlarda sakinliği, topu oyuna sokuşu, takımı yönlendirmesi çok etkileyiciydi. İlerleyen yıllarda Dünya Kupası’nı kazanan takımın hocası Enzo Bearzot’un da onun dengesinden, sakinliğinden ve mütevaziliğinden bahsettiğini okuyacaktım. Soyunma odasında az ama öz konuşmalar yapan kaptan Zoff için takım arkadaşı Scirea’nın, “Beni her zaman korudu, adeta küçük kardeşiymişim gibi davrandı” dediğini ve Dünya kupasının gol kralı Rossi için ise Zoff’un herkesten önemli bir örnek olduğunu öğrenecektim.

Haritadan Takip

Zoff’un kalecilik kariyerini yıllar sonra haritadan takip edecektim. “Haritadan takip” kendi kendime uydurduğum ve her zaman en çok sevdiğim oyunlardan birisi olmuştu. İşte başlıyoruz:

Mariano del Friuli

Dino Zoff’un 1942 yılında tarlalarda çalışan bir babanın oğlu olarak dünyaya geldiği İtalya’nın kuzeydoğusunda küçük bir kasaba. Fakir bir çiftçinin oğlu olarak dünyaya gelen Dino’nun babasına göre futboldan önce okul ve çalışma gelmeliydi. Dino da zorunlu eğitim süresini tamamladıktan sonra her gün bisikletiyle gidip geldiği bir tamircide çalışmada başlamıştı. Artık para kazanabildiği için futbol da oynayabilecekti. Birçok kalecinin başlangıç hikayesinden farklı olarak Dino Zoff, kaleci olmayı istemişti ve 15 yaşında kalesine geçtiği kasabanın takımı olan Marianese’de kısa sürede kendini gösterecekti. Birkaç yıl içinde boyu da tam 33 santimetre uzayınca artık profesyonel olarak başka şehirlere gitmenin vakti gelmişti.

Udinese

Zoff, bir süre sonra kasabasından sadece 100 kilometre uzaklıkta olan ve en üst lig Serie A’da  mücadele eden Udinese’nin yetenek avcıları tarafından keşfedilmiş, 19 yaşındayken transferi gerçekleşmişti. O dönemde Udinese’nin durumu pek parlak değildi ve bir önceki sezon ligden düşmekten son anda kurtulmuştu. 1961-62 sezonunun 6. haftasında Zoff, Fiorentina karşısında ilk kez sahaya çıkmış ve Udinese maçı 5-2 kaybetmişti. Dino Zoff yıllar sonra o maçla ilgili şunları söyleyecekti: “Maçtan birkaç gün sonra sinemaya gittim. Film arasında maçın özet görüntülerini verdiler. Koltuğun altına saklanmak istedim”. O sezon boyunca Udinese kalesinde sadece 3 kez daha oynayacak ve sezon sonunda takımıyla birlikte Serie B’nin yolunu tutacaktı.

Mantova

Serie B’de bir sezon geçirdiği ve bir türlü istediği ortamı bulamadığı Udinese’den, teknik direktörü ile birlikte ayrılarak yine İtalya’nın kuzeyindeki Mantova’nın ve Serie A’nın yolunu tutan Zoff, bu takımda 4 sezon boyunca olgunlaşacak ve kendini bulacaktı.

Napoli

Büyük takımların ilgisini çekmeyi başaran Zoff, Milan’dan da teklif gelmesine rağmen 25 yaşındayken bu sefer de güneyde yer alan ve 5 yıl boyunca oynayacağı  Napoli’nin yolunu tutacaktı. Zoff, sonraki yıllarda Napoli’ye transferinden dolayı çok mutlu olduğunu ifade edecekti. Napoli o sezon ligi ikinci sırada bitirirken milli takımda birinci kaleci olan Enrico Albertosi bir maçta çok hatalı goller yediği için Zoff’a da milli takım yolu açılacaktı. Dino Zoff ile birlikte İtalya, 1968 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda 4 maçta sadece 1 gol yiyerek şampiyonluğa ulaşacaktı.

 

Dino Zoff 1970 Dünya Kupası elemelerinde de milli takım kalesini korumuştu ancak finallerde yine Albertosi’nin yedeği olacaktı. Muhtemelen bunda Albertosi’nin takımı Cagliari’nin o sezon ligde şampiyon olması ve sadece 11 gol yemesi etkili olmuştu. Ligi ilk iki sırada bitiren Cagliari ve Inter takımlarının karması gibi olan İtalya milli takımı final maçında Brezilya’ya 4-1 kaybedecekti. Final maçında çok kötü bir performans gösteren Albertosi’ye milli takım kapısı bu sefer tamamen kapanacak, Zoff’un “Süper Dino” olarak anılacağı ve 13 yıl boyunca milli takım kalesini koruyacağı dönem başlayacaktı. Dino Zoff’un İtalya milli takım kalesini sürekli olarak devralmak için 28 yaşına kadar beklemesi gerekmişti.

Haritadan takibe devam edelim:

Torino

Benim kendisiyle tanıştığım yıllarda Zoff, Juventus’un kalecisiydi. Çalışma azmi, disiplini onu 1972 yılında, 30 yaşındayken o dönemlerin ve belki de bütün zamanların en iyi kulüplerinden birisi olan Juventus takımına taşıyacaktı. İtalya’nın kuzeyine döndüğü bu 11 yıl boyunca, birçok ünlü yıldızla takım arkadaşlığı yapacaktı ve buradaki kariyeri boyunca hiç sakatlanmadan, evet yanlış okumadınız, hiç sakatlanmadan bütün maçlarda oynamak gibi inanılmaz bir şeyi başaracaktı.

1983 Mayıs… Atina’daki Şampiyon Kulüpler Kupası Finali’nde Juventus ile Hamburg karşı karşıya geliyordu ve ben Süper Dino’yu Dünya Kupası Finali’nin üzerinden daha bir yıl bile geçmeden bir başka finalde izleme fırsatı bulacaktım. Almanlar ve İtalyanlar yine karşı karşıyaydı. Maçın başında Hamburglu Magath topu birkaç metre sürdükten sonra öyle bir vurdu ki Zoff topu ancak ağlarda görebilmişti. İtalya Milli Takımı oyuncuları, Dünya Kupası’nın yıldızlarından Fransız Platini ve Polonyalı Boniek’ten oluşan Juventus bütün karşılaşma boyunca saldırmıştı ama başka gol olmamıştı. Juventus’taki ilk sezonunda Cruyff’ın sürüklediği Ajax’a Şampiyon Kulüpler Kupası finalini kaybettiğini öğrendiğim Zoff’un bu kulüpteki sonu da başlangıcı gibi olmuştu. Halbuki ben, kariyeri boyunca Şampiyon Kulüpler Kupası dışında birçok kupa ve ödül kazanarak tarihe geçmiş Dino Zoff gibi bir kalecinin futbola bu şampiyonlukla veda etmesini dilerdim.

1999 yılında Uluslararası Futbol Tarihi ve İstatistikleri Federasyonu’nun (IFFHS) gerçekleştirdiği oylamaya göre Rus Lev Yaşin ve İngiliz Gordon Banks’den sonra 20. yüzyılın en iyi üçüncü kalecisi olarak seçilen Dino Zoff’un ne yazık ki kariyerinin sonuna yetişebilmiştim. Kariyerinin sonu bile hala zirve olan, Juventus ve İtalya milli takım kalecisi olarak futbola veda eden Süper Dino’yu daha çok izleyebilmeyi dilerdim. Bir çiftçinin çocuğu olarak çok zorlu başlayan hayatının hep büyük bir mücadele ile geçtiği sahadaki her hareketinden belliydi. Sahada hiç gülmese de yaşlanmayan bu adam benim için mahalledeki güzel abiydi.

Dino Zoff’un en iyi kurtarışları ile veda edelim: