1982 Temmuz

Dünya Kupası’nda 2.Tur maçları tamamlanmak üzereydi. Ben sıcak bir günde Madrid’de ev sahibi İspanya ile İngiltere’nin mücadelesini izlemek üzere televizyonun karşısına geçmiştim. İngiltere’nin, gruptaki üçüncü takım olan Federal Almanya’yı geçerek yarı finale çıkabilmesi için bu maçı 2 farkla ya da 3-2 ve üstü tek farklı skorlarla kazanması gerekiyordu.

İngiltere’nin kalesinde Nottingham Forest’li Peter Shilton ve İspanya’nın kalesinde Real Sociedad’lı Luis Arconada vardı. Nottingham Forest o dönemlerde Liverpool ve Aston Villa ile birlikte İngiltere’nin en başarılı takımlarından biriyken Real Sociedad son iki yılın İspanya şampiyonuydu. İspanya’nın yarı finale çıkma şansının bulunmadığı karşılaşma, iki kalecinin de iyi performansı ile başladığı gibi 0-0 sona ermişti. İki takım da kupaya veda etmişti. Arconada turnuva boyunca kalesinde son derece başarılı kurtarışlar yapmıştı, ama İspanya’nın ev sahibi olmasına rağmen en iyi takımlardan birisi olduğu söylenemezdi. İngilizler iyi oynamıştı, Shilton beş maç sonunda sadece bir gol yemişti ama o da Arconada gibi kupaya devam edememişti. Ancak Shilton’ı daha uzun yıllar hem milli takım hem de kulüp takımlarında birçok kez görme şansını bulacaktım. Karşı karşıya pozisyonlarda rakibin ayağına korkusuzca atlamasına, devamında yerden hızla kalkarak tekrar kurtarışlar yapmasına, değişik fiziğiyle uçarak o topları çıkarmasına akıl sır erdiremeyeceğim bir kaleciydi.

1982 Dünya Kupası’ndan sonra bir süre izini kaybettiğim Peter Shilton’a 1984 yılı Kasım ayında Beşiktaş İnönü Stadyumu’nda Türkiye milli takımına 8 tane gol attıkları maçta rastlayacaktım. Bir yıl sonrasında da, neredeyse Türkiye’deki stadyumlarından daha çok ismini duyduğum Wembley Stadyumu’nda bu sefer de Türkiye’ye 5 gol atmışlardı. Shilton’un 74.kez milli olduğu o maçta selefi Gordon Banks’ın milli formayı giyme rekorunu kırdığını öğrenmiştim. Peter Shilton’a İngiltere’deki hiçbir kupa final maçında rastlamıyorken, onu Türkiye milli maçlarında ve Dünya Kupalarında sürekli görüyordum.

Mexico City

1986 yılında, tüm dünya İngiltere ve Arjantin arasında kendisinden çok daha büyük bir krize yol açan küçük Falkland Adası’ndan haberdar olacaktı. Bu anlaşmazlığın devamında aynı yıl, bu iki ülke Dünya Kupası’nda devasa Azteca Stadyumu’nda unutulamayacak bir çeyrek final maçı oynamıştı. Peter Shilton kupada o ana kadar yine sadece bir gol yemişti. Maçın ilk yarısı da golsüz tamamlanmıştı. Ancak ikinci yarıda Shilton’ın Maradona’dan yediği iki gol tarihe geçecekti. İkinci yarının başlarında kendi verdiği pasın devamında savunmanın havalandırdığı topa doğru ilerleyen Maradona ilk golünü atmıştı. Bu gol eliyle attığı bir goldü ve daha sonrasında Maradona bu golle ilgili olarak “Maradona’nın kafasıyla ve Tanrı’nın eliyle gelen küçük bir gol” demişti. Yıllar sonra Maradona bir televizyon programında golü bilerek eliyle attığını itiraf etmişti.

Elle atılan golden sadece dört dakika sonra kendi yarı sahasında topu alan Maradona, topa tam 11 kez dokunarak kaleci Shilton da dahil altı İngiliz oyuncuyu geçerek bir gol daha atmıştı. Bu gol 2002 yılında FIFA tarafından düzenlenen bir ankette “Yüzyılın Golü” seçilecekti. 1986 Dünya  Kupası da Peter Shilton için yarı finali göremediği bir kupa olmuştu.

Torino

1990 Dünya Kupası’nda Peter Shilton, çeyrek finale yine sadece bir gol yiyerek gelmişti. İngiltere’nin karşısında ise 1982 Dünya Kupası’nda çok uğraşmasına rağmen gruptan çıkamayan Kamerun vardı. İlk kez bir Afrika takımı çeyrek final oynuyordu. 40 yaşındaki Shilton, Kamerun’un 38 yaşındaki forveti Roger Milla ile karşı karşıyaydı. Kamerun’un kalesinde ise her zaman eşofman altıyla oynamasıyla dikkat çeken bir diğer efsane kaleci N’Kono vardı. Kamerun 2-1 önde götürdüğü karşılaşmayı Gary Lineker’in önce maçın son dakikalarında, sonra da uzatmalarda attığı iki golle kaybediyordu. Peter Shilton bu sefer yarı finale kalmayı başarmıştı. Yarı finaldeki Federal Almanya maçında ise Lineker yine son dakikalarda maçı uzatmaya götürmeyi başarmıştı. Ancak bu sefer İngiltere penaltılarda kaybetmişti. İtalya’ya karşı oynanan ve 2-1 kaybettikleri üçüncülük maçıyla da Peter Shilton günümüzde hala bir rekor olan 125 kez giydiği milli formaya veda etmişti.

Bu ve daha birçok maçta kurtarışları yapan Peter Shilton ile golleri atan Gary Lineker… Yıllar sonra Leicester City mucize Premier League şampiyonluğunu yaşadığında, her ikisinin de 11 yıl arayla Leicester şehrinde doğduğunu ve 18 yaşında iken Leicester City’de düzenli olarak oynamaya başladıklarını öğrenecektim.

Leicester ve Gordon Banks

Peter Shilton, 1949 yılında dünyaya geldiği şehrin takımı olan Leicester City’nin minik takımına da gidip gelmeye başlamıştı. Leicester City’nin o zamanki kalecisi dünyanın gelmiş geçmiş en büyük kalecilerinden birisi olarak gösterilen milli takımda da oynayan Gordon Banks’di. Peter da efsane isimden etkilenerek kaleciliğe heves etmişti. Fiziği ve yeteneği belki bir kaleci için gerekecek en üst seviyede değildi ama hedeflerine ulaşma isteği ve bunun getirdiği çalışma azmi Shilton’da fazlasıyla vardı.

13 yaşında geldiği kulüpte henüz 16 yaşındayken Mayıs 1966’da Everton karşısında Leicester City’nin kalesini korumuştu. Peşinden gelen sezonda da Banks’in yedeği olarak fırsat bulduğu zamanlarda oynayarak teknik heyetin gözüne girmişti. 1966-67 sezonu bittiğinde henüz 18 yaşını doldurmamış olmasına rağmen Shilton yönetime takımın birinci kalecisi olmayacaksa başka bir takıma gitmek istediği söyleyerek rest çekmişti. Yöneticiler de büyük bir risk alarak Gordon Banks’i Stoke City’ye göndermişlerdi ve Peter Shilton henüz 18 yaşında Leicester City kalecisi olmuştu. O yıl küme düşen takımını bırakmayan Shilton gösterdiği performansla ve azmiyle kısa süre sonra, yani henüz 20 yaşında milli takıma seçilmeyi başaracaktı.

The Damn United, Türkçe adıyla Lanet Takım

2009 yapımı bu futbol filminde ünlü teknik direktör Brian Clough’ın 1974 yılında o zamanların ünlü takımı Leeds United’daki 44 günü anlatılıyordu. Brian Clough’ın daha sonraki hikayesini takip ettiğimde Peter Shilton ile yollarının kesiştiğini görecektim. Brian Clough başarısız Leeds United tecrübesinden kısa bir süre sonra, 2.Ligdeki Nottingham Forest takımını 1.Lige çıkarmış ve bununla da yetinmemiş 1.Ligdeki ilk yılında takımı şampiyon yapmıştı. Nottingham Forest 1.Lige yükseldiğinde kaleci olarak o sırada Stoke City’de olan Peter Shilton transfer edilmişti.

Çok küçük yaşta olduğum için net hatırlayamadığım 1977-80 arası 3 sezon Peter Shilton’un kulüp performansı olarak en başarılı yıllarıydı ve bu 3 sezonda Nottingham Forest; Avrupa’da 2 Şampiyon Kulüpler Kupası, ve 1 Süper Kupa; İngiltere’de ise 1 Lig Şampiyonluğu, 1 Lig İkinciliği, 2 Lig Kupası ve 1 Süper Kupa kazanacaktı. En son 46 yaşında bir Premier League maçına çıkan ve İngiltere liglerinde 1.000 maçı tamamlamak için 48 yaşındayken bir üçüncü Lig takımı olan Leyton Orient’te oynayan Peter Shilton belki de Nottighman Forest’la o kadar çok ve inanılmaz başarılar kazanmıştı ki diğer yıllarında bir şampiyonluk kazanmasına gerek kalmamıştı.

Üç dünya kupasında izlediğim ve hepsinin son aşamalarına kadar neredeyse gol yemeden gelen Peter Shilton inanılmaz kurtarışlar yapıyor ama bir türlü final göremiyordu. Onu izlediğim dönemde hep başarılı olan İngiltere kulüplerinin hiç birisinin kalesinde değildi ama sürekli olarak İngiltere milli takımının kalesindeydi. Acaba bir dönem dönüşümlü olarak milli takımı paylaştığı Ray Clemence’den farklı olarak neden hep kaybedenlerin kalesindeydi? Birkaç kez büyük takımların transfer tekliflerini daha çok ücret için reddettiğini; inişli çıkışlı kariyerindeki inişlerin ise alkol ve özellikle de kumardan kaynaklandığının konuşulduğunu yıllar sonra öğrenecektim.

1960’larda lig kupasında oynayan en genç kaleci iken, 1990’larda Premier League’de oynayan en yaşlı oyuncu olan Peter Shilton’ı inanılmaz refleksleriyle ve bir de degajman yaptıktan sonra topun arkasından biraz eğilip başını sola eğerek tek ayağı üzerinde küçük küçük zıplarken hatırlıyorum.

İnişler çıkışlar, akıl almaz kurtarışlar, bedavadan yenilen goller… Çalışma azmi, hırs, gözü karalık ve buna bağlı olarak üç kuşağı kapsayan futbol yaşamı için takdiri hak eden bir isim Peter Shilton; Brian Clough’ın deyimiyle “Bizim Koca Kafa”

Sıra en iyi kurtarışlarında: