1982 Süt Kupası Finali

Bir tarafta Liverpool, ama diğer tarafta da Tottenham Hotspur. Liverpool’un her zaman yeri kalbimde ayrıydı,  ama o Tottenham Hotspur kadrosu da bir başkaydı. Glenn Hoddle, Osvaldo Ardiles ve Steve Archibald.

Tipik bir İngiliz olan Hoddle, daha sonraları Monaco kadrosundayken farklı oyun tarzıyla Galatasaray’ın yarı final oynadığı Şampiyon Kulüpler Kupası çeyrek final maçlarında karşıma çıkacaktı. Arjantinli Ardiles’i bir Pazar günü televizyonda izlediğim Sylvester Stallone, Michael Caine, Pele, Bobby Moore’lu Zafere Kaçış filminde görünce de çok şaşıracaktım. İskoç santrfor Archibald da, daha sonra Barcelona’ya transfer olunca çok mutlu olmuştum,  Milliyet Çocuk Dergisi’ndeki Şimşek Santrfor Kai gibi Barcelona’da oynayacaktı ve o da şimşek gibiydi.

Ama o takımda bir başka kişi daha vardı: Kaleci Ray Clemence. Çizgideki duruşu, hava toplarına çıkışı, karşı karşıya vuruşlardaki pozisyon alışı, çevikliği, kaledeki özgüveni, ve takım arkadaşlarına uyarıları ile çok etkileyiciydi. Archibald’ın golüyle 1-0 öne geçmişler ama 86.dakikada beraberlik golünü yemişlerdi. Sonra da uzatmaların ikinci yarısında da iki gol gelmişti.  Üçüncü gol zaten Tottenham Hotspur’un beraberlik için yüklendiği sırada kontra ataktan gelmişti. Harika bir kaleci olsa da müthiş Liverpool’a ancak uzatmaların ikinci yarısına kadar direnebilmişti. O da rakip kırmızıların kalecisi Grobbelear gibi yeşil kazaklıydı.

Raymond Neal Clemence

Efsane teknik direktör Bill Shankly, üçüncü lig takımı Scunthorpe United’dan genç Ray Clemence’i transfer ettiğinde birinci kaleci olarak Tommy Lawrence görev yapmaktaydı. Ancak transfer gerçekleşmeden önce Shankly, aklına takılan bir konu için Clemence’i tam sekiz kez izlemişti. Aklına takılan bu konu; Clemence’in solak olup olmadığıydı, sağ eli ve ayağıyla da oynayıp oynamadığını merak ediyordu. Sekiz maç boyunca her hareketini takip etmişti. Çünkü Bill Shankly’nin bir takıntısı vardı, sadece sol el ve ayağını kullanan kalecilerin denge sürelerinin daha kısa olduğunu düşünüyordu.

1967 yaz aylarında Anfield Road’da Ray Clemence Bill Shankly’nin elini sıkarken, Shankly sadece solak olmayan ve o ana kadar gördüğü en iyi kaleciyi transfer ettiğini düşünüyordu.  O gün Anfield Road’da Clemence kontratı imzalamadan önce “Patron, Liverpool için oynamak müthiş, ama şu an Tommy Lawrence birinci kaleci ve o çok iyi bir kaleci. Ben rezerv takımda oynamak zorundayım” demişti. Shankly ise ona “Evlat, evet Lawrence çok iyi bir kaleci ama yaşı itibariyle uzun süre oynayamaz. Rezerv takımı ülkedeki en iyi ikinci takım ve ondan daha iyi olan tek takım ise birinci takım. Bu süreçte öğreneceksin ve gelişeceksin, sonunda da dünyanın en iyi takımının kalecisi olacaksın” demişti. Zaman onu haklı çıkaracak ve bu müthiş kaleci 13 yıl boyunca neredeyse maç kaçırmadan oynayacaktı.

Liverpool

O günkü maçta Tottenham Hotspur kalesinde olan 34 yaşındaki Clemence’in, 1967-1981 yılları arasında Liverpool kalecisi olarak 3 Şampiyon Kulüpler Kupası, 2 UEFA Kupası, 5 Lig Şampiyonluğu ve daha birçok ulusal kupa kazandığını; defalarca da final oynadığını öğrendiğimde “Ne büyük başarı” dediğimi hatırlıyorum. Bütün bunları yaparken de Liverpool’da oynadığı toplam 665 maçın yarısında gol yememişti. Gerçek bir şampiyon olmak kolay değildi. Rezerv takımdaki bir yıl sonunda yani 20 yaşında Liverpool kalesini beklemeye başlamıştı ve daha ilk sezonunda Liverpool ligde ikinci olurken Clemence 24 golle en az gol yiyen kaleci olmuştu.

Çocukluğumda Şampiyon Kulüpler Kupası’na katılanlar ülkelerinin şampiyonlarıydı ve kupada bir önceki yıl şampiyon olan takım, kendi ülkesinde şampiyon olmasa bile kupaya katılabiliyordu. Bu sebeple o yıllarda Liverpool ya kendi ülkesinde ya da Avrupa’da şampiyon olarak bir şekilde Şampiyon Kulüpler Kupası’nda yer alıyordu ve neredeyse her yıl bir İngiliz takımı finalde oluyordu. Liverpool ve Ray Clemence’i ilk kez 1980-81 Sezonu finalinde Real Madrid’e karşı izlemiştim. Köydeki sondan bir önceki yılımdı. Souness ve Dalglish yıllarca futbol dünyamızın bir parçası haline gelecekti.

1983-84 sezonundaki Liverpool – Roma Şampiyon Kulüpler Kupası Finalinden önceki günlerde o zaman iki ayaklı oynanan UEFA Kupası Finali yaklaştığında çok heyecanlıydım, çünkü finalde Tottenham Hotspur ve Anderlecht takımları yer alıyordu. Muhteşem Clemence’i izlemeyi bekliyordum, ama kalede yoktu. Hala Tottenham Hotspur’un birinci kalecisiydi ama sanırım 36 yaşın getirdiği bazı problemler yaşıyordu ve sakattı, kalede yedek kaleci Parks vardı. Çok üzülmüştüm ama Tottenham Hotspur’un iki maç sonunda penaltılarla kupaya uzanmasından dolayı da mutlu olmuştum. Anderlecht’in kalesinde ise Belçikalı Jacky Munaron vardı. Belçika da iyi kaleciler yetiştiriyordu. Anderlecht ve Munaron’u bir önceki yıl yine UEFA Kupası finalinde Benfica’ya karşı izlemiş ve çok beğenmiştim, o zaman kupayı kazanmışlardı. Munaron’u izlemek benim için ayrı bir mutluluk olmuştu.

Trabzonspor

İlerleyen yıllarda Liverpool’un 1976-77 Şampiyon Kulüpler Kupası 2.Turunda Trabzonspor’u elediğini, Trabzon’daki ilk maçı 1-0 kaybeden Liverpool’un o yıl Şampiyon Kulüpler Kupasında bu maç dışında sadece yine o dönemlerin bir başka efsanesi Saint Etienne takımına bir kez yenildiğini ve kupayı da kazandığını öğrenecektim. Clemence’e o gün gol atan Kaptan Dozer Cemil’in penaltı vuruşu yıllar sonra bile televizyonda defalarca gösterilecekti. Yıllar sonra,bu tekrarlardan ve söyleşilerden, kimsenin Clemence’e o penaltıyı atmaya cesaret edemediğini ve kaptanın normalde penaltıcı olmamasına rağmen sorumluluk alarak penaltı vuruşunu yaptığını öğrenecektim. Liverpool ve Clemence o dönemlerde çok büyüktü.

1976 yılına gidebilmeyi, efsane Liverpool Trabzon’a Şampiyon Kulüpler Kupası 2.Tur maçı için geldiğinde orada olmayı isterdim.Kaderin cilvesi olarak o dönemde Trabzonspor kalecisi olan Şenol Güneş’in de yıllar sonra açıkladığı gibi, Ray Clemence de kaleci olmayı istememişti. 9 yaşında santrfor olarak futbola başlayan, çift haneli yaşlara ulaşınca ortasaha  ve bek olarak oynayan Clemence’in kalecilik yaşamı, 15 yaşında okul takımındaki hocasının kaleci eksikliğinde onu kaleye koymasıyla başlamıştı. En ileriden başlayıp kaleyi beklemeye başlamıştı ve yaklaşık 5 yıl sonra da dünyanın gelmiş geçmiş en iyi takımlarından birisinin kalesini on yıldan uzun bir süre koruyacaktı.

Çok geç yaşlarında izleme imkanı bulduğum bir kalecinin birkaç maçı bile bende derin izler bırakmaya yetmişti. Liverpool şehrinde ve uygun bir zamanda doğup o efsane Liverpool’u ve Clemence’i izleyebilmeyi dilerdim. Hatta oradan da onunla Londra’ya gidip Tottenham Hotspur’da da onu takip edebilmeyi… Ama hayat bana toplamda 1.000 maç civarında oynadığı her iki takımın karşılaştığı harika bir maçta bu efsane kaleciyi izleme fırsatı vermişti.

Clemence kurtarışlarından oluşan bir video ile veda ediyoruz.