Gölgede ve Güneşte Futbol

Orijinal adı “El Futbol A sol y Sombra” olan ve Can Yayınları’nın yayınladığı kitabın yazarı Galeano futbolun biraz hüzünlü olan öyküsünü anlatıyor. Bir oyun olarak “oyuncu”su az bir sanayiye dönüştükçe futbolun, güzelliğinden de bir şeyler kaybettiğini düşünen Galeano’nun “Artık oynanması için değil, oynanmasının engellenmesi için düzenleniyor.” görüşü çok manidar. Ancak aynı zamanda çok ender de olsa yasaklanmış özgürlük serüvenine atılan, rakip takımı, hakemi ve tribündekileri şahlandıran bir yüzsüz çıkıyor diye ekliyor.

Galeano, kitabında futbolun başlangıcına da değiniyor. İlk kuralları Cambridge Üniversitesi’nin 1863’de oluşturduğu oyunda oyuncu sayısı, saha boyutu, kale ve süre hakkında net bir kural yok, ama o tarihte bile rakibin arkasında gol atmak yasak; yani ofsayt uygulanıyor. Kalecinin ortaya çıkış tarihi 1871, hakemin ise 1872. Kalenin önü mezbahaya dönünce penaltı ortaya çıkıyor. 1882’de taç elle atılmaya başlanıyor ve 1890’da ise kalelere ağ geriliyor.

Televizyon ve Futbol 

Galeano’nun entellektüellerin futbola yaklaşımını değerlendirdiği kısımda Rudyard Kipling’ten Borges’e ve Gramsci gibi isimlerin görüşlerine yer veriyor. “Televizyonun Hakimiyeti” başlıklı bölümdeki şu ifadeler ise dikkat çekici: “Dünyanın her yerinde, bir maçın nerede, ne zaman ve nasıl oynanacağına doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak karar veren daima televizyondur. Futbol bedeniyle, ruhuyla, kısacası her şeyiyle bu küçük ekrana satılmıştır. Futbolcular artık birer televizyon yıldızlarıdır.” Ancak bir yandan da Galeano’ya göre profesyonel futbol her şeye rağmen hala futboldaki mutluluk iksirini söndüremiyor ve bütün planlamalara, profesyonelliğe rağmen futbol daima sürprizlere açık, öngörülmeyeni bünyesinde bulunduran bir sanat dalı.

Galeano kitapta dünya kupalarının hikayelerine ve Latin Amerika futboluna geniş yer ayırırken futbolla ilgili de birçok tanım yapıyor. Örneğin “fanatik” tanımı çok etkileyici. Fanatik: Gerçekleri görmezden gelme hastalığı ile sağduyusunu kaybetmiştir. Aslında fanatik bir taraftar kendi takımının zaferinden çok rakibinin yenilgisinden zevk alır.

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir