Demir Perde (Rinat Dasaev)

1982 Dünya Kupası

Brezilya ile Sovyetler Birliği, gruplarının açılış karşılaşması için sahadaydılar. Sovyetler Birliği benim için tanıdık bir takımdı. Milli takımımızın sadece bir gol ve sıfır puanla sonuncu olduğu eleme grubundan  sadece iki gol yiyerek ve bir araba da gol atarak birinci olarak çıkmışlardı. Bunun dışında birçok oyuncu bir yıl önce Doğu Alman takımı Carl Zeiss Jena’yı yenerek Kupa Galipleri Kupası’nı kazanan Dinamo Tiflis takımından seçilmişti. Şu an küçük Gürcistan’ın bir takımı olan Dinamo Tiflis, o zamanlar Sovyetler Birliği’nin futbolcu fabrikası niteliğindeydi. Brezilya’nın ise ne kadar önemli bir takım olduğunu sonradan öğrenecektim, ama o an için sadece adını duymuştum, henüz hiç izleme fırsatı bulamamıştım.

Brezilya’nın çok teknik oyunculardan kurulu olduğu belliydi, Sovyetler Birliği ise müthiş bir disiplin içinde oynuyordu. İlk yarının son on dakikasına gelindiğinde Andrey Bal çok da etkili olmayan bir vuruş gerçekleştiriyordu, ancak Brezilya milli takımı kalecisi Waldir Peres büyük bir hata yaparak topu kaçırıyor ve ilk yarı Sovyetler Birliği’nin üstünlüğü tamamlanıyordu. Ancak sanırım bu gol uyuyan devi uyandırmıştı, sonra bambaşka bir takım izlemeye başlamıştım. Brezilyalı oyuncular ve Sovyetler Birliği kalecisi Rinat Dasaev arasında geçen ikinci yarının ortalarında, ceza sahası dışından durdurulması imkansız bir vuruş yapan Dr. Socrates skoru eşitlemişti. Brezilya’nın baskısı artmıştı ve karşılaşma bitmek üzereyken Falcao’ya bir pas gelmişti,  o da topu arkadan gelen Eder’e bırakmış, Eder de sol ayağıyla topu hafif kaldırarak o inanılmaz golü atmıştı. Geri dönüş tamamlanmıştı. Kaleci Dasaev çok direnmişti, ama bu Brezilyalılar inanılmazdı.

Brezilya 2 – Sovyetler Birliği 1 (1982) – Karşılaşmasının özeti 

Sovyetler Birliği, averajla İskoçya’yı geçerek muhteşem Brezilya ile birlikte gruptan çıkıyor; ikinci turda Polonya ve Belçika ile eşleşiyordu. Polonya kalecisi Jozef Mlynarczyk ilk turda sadece bir gol yemişti, bu turda ise hiç gol yemiyordu. Bazı açılardan benzer kalecilik özelliklerine sahip oldukları Rinat Dasaev de bu turu gol yemeden tamamlayacaktı, ama her iki takımın Belçika’ya attıkları goller belirleyici olacaktı. Belçika’ya karşı Polonya 3-0, Sovyetler Birliği ise 1-0 kazandığı için yarı finale Polonya yükselecekti. Gönül isterdi ki bu iki muhteşem kaleci birlikte yarı finale yükselsin…

Rinat Fayzrahmanoviç Dasaev

Kırım’da Karadeniz kıyılarında dünyaya gelmiş bir Tatar… Futbola, doğduğu şehrin takımı olan Volgar Astrahan’ın alt yapısında başlayan Dasaev 1976’da profesyonel olup 1 sezon bu kulüpte oynadıktan sonra 20 yaşındayken 11 sezon boyunca kalesini koruyacağı Spartak Moskova’ya transfer olacaktı. Sovyetler Birliği’nde neredeyse her yıl yılın kalecisi seçilen Dasaev, kulüpten ayrılacağı yıl olan 1988’de ise dünyada yılın kalecisi seçilecekti. Bu dönemde iki kez Sovyetler Birliği şampiyonluğu yaşayacaktı ki, o dönemde şampiyonluk için Spartak Moskova ile birlikte Dinamo Tiflis ve Dinamo Kiev (Ukrayna), Dnipro Dnipropetrovsk (Ukrayna), Dinamo Minsk (Beyaz Rusya) mücadele etmekteydi.

1984 Avrupa Şampiyonası elemeleri

Sovyetler Birliği, elemelerde grubun son maçına lider girmişti ve ikinci Portekiz’in de 1 puan önündeydi. İlk maçta Moskova’da 5-0 yendikleri Portekiz’e, deplasmanda 1-0 yenilince Fransa’ya Portekiz gidecek ve gitmekle kalmayıp kupada yarı final oynayacaktı . Dasaev 6 maçta sadece 2 gol yemişti ama bu gollerden birisi 1-1 biten Polonya maçında olunca bu beraberlik onlara pahalıya patlayacaktı. Avrupa Şampiyonası’nda Dasaev de yoktu Mlynarczyk de. O zaman finallere sadece 8 takım katılıyordu ve elemelerde küçük bir hatanın bedeli ağır olabiliyordu.

1986 Dünya Kupası

O dönemin efsane takımlarından Dinamo Kiev’in hocası Valery Lobanovksy’nin yönetiminde kupaya giden Sovyetler Birliği Meksika’da favorilerden biriydi. Takımda sadece Dasaev Spartak Moskova’dan ve Aleinikov da Dinamo Minsk’dendi. Diğer oyuncuların hepsi Dinamo Kiev kadrosundandı. İlk maçta, Macarlara 6 gol atmaları favori olduklarını kanıtlıyordu. İkinci turdaki rakipleri ise o zamanlar futbolda bir ekol sayılabilecek Belçika’ydı.  Sovyetler Birliği iki kez öne geçerken Belçika skoru 2-2’ye taşıyarak karşılaşmayı uzatmaya götürmeyi başaracaktı.

Belçika’nın gollerinde biraz ofsayt şüpheleri olsa da Sovyet futbolcuların olgun davranışları dikkat çekiciydi. Uzatmalarda ise geriden gelmenin psikolojik avantajını  da kullanan Belçika, karşılaşmayı 4-3 kazanarak yarı finale kadar gidecekti. Belçika’nın gülümseyen kalecisi Pfaff devam ediyordu, ama Dasaev bu kadar erken geri dönmemeliydi.

1988 Avrupa Şampiyonası

Lobanovsky’nin yine Dinamo Kiev iskeleti etrafında kurduğu Sovyetler Birliği gruptan 2 galibiyet ve 1 beraberlikle çıkarak yarı finalde İtalya ile karşılaşmaya hak kazanmıştı. İtalya’ya karşı da 2-0’lık galibiyetle finalde Holanda’nın rakibi oluyorlardı. İki muhteşem takımın ve iki müthiş kalecinin karşılaşmasıydı. Holanda’nın kalesinde PSV kalecisi Van Breukelen vardı, kalede rakip forvetlere korku veren kalecilerdendi. İlk yarıda Gullit’in kurtarılması imkansız kafa vuruşuyla Holanda 1-0 öne geçiyordu ve ikinci yarının başlarında da Van Basten’ın tarihe geçen golü geliyordu. Holanda 2-0 öndeydi, ancak Sovyetler Birliği karşılaşmayı bırakmıyordu. Kazanılan penaltıyı Belanov kullanıyor, Van Breukelen kurtarıyordu.

Penaltının gol olmaması öldürücü darbe olmuştu. Avrupa Şampiyonaları finallerinde kaybeden kalecilerin kaderiydi sanki, 4 yıl önceki finalde  Arconada’nın, Platini’den yediği golle anılması gibi Dasaev de Van Basten’dan yediği golle anılacaktı. Yıllar sonra kendisine birçok sefer olduğu gibi yine bu gol sorulduğunda “Bu soruyu kaç defa cevapladığımı hatırlamıyorum. Evet çok güzel bir goldü, ama neden bu kadar güzel oldu? Çünkü Avrupa Şampiyonası Finali’nde atıldı. Çünkü o yıl dünyada yılın kalecisi seçilen Dasaev’e atıldı. Ve ben spor tarihine -Van Basten’in en güzel golünü yiyen adam- olarak geçtim” diyecekti.

Hollanda 2 – SSCB 0 (1988) – Karşılaşmanın özeti

1988 Avrupa Şampiyonası sonrası Sevilla’ya transfer olarak yurtdışına çıkan ilk Sovyet futbolcu oluyordu. O dönemlerde Doğu Blok ülkelerindeki futbolcular 28 yaşından sonra batıya transfer olabiliyorlardı. Bu hareketi Lobanovsky’ye rağmen yapmıştı ve patron bu tip şeylerden pek hoşlanmazdı. 3 yıllık Sevilla macerası çok iyi gitmeyecek, önce milli takımdan ve henüz 35 yaşında da oyundan çıkacaktı.

Dasaev’in öylesine farklı bir stili vardı ki, gerçekten, yediği golü dahi güzelleştiriyordu. 1982 Dünya Kupası’nda Brezilyalı Socrates ya da Eder’den, 1988 Avrupa finalinde Hollandalı Van Basten’dan yediği gollere bakılırsa da sanki güzel olmayan gol yemesi imkansız gibi gelirdi. En önemli özelliklerinden birisi yan toplardı; top ne kadar sert ve yüksek gelirse gelsin mükemmel bir zamanlama, yeterince sıçrama, çabukluk, hızlı ve doğru karar verme gibi özellikleri ile bir şekilde o topu alırdı. Topu alabildiği için de genellikle eliyle hızla oyunu başlatırdı. Topun konumuna göre kale önünde doğru pozisyon aldığını ve neredeyse sıfır hatayla açıyı kapattığını hatırlıyorum.  En zor şutlar karşısında bile hiç yılmazdı. Ne kadar baskı altında olursa olsun yüzündeki ifade değişmezdi, takım arkadaşlarını da bağırıp çağırmadan yönetebiliyordu.

Rinat Dasaev – 3 Bölümde Kalecilik

1.Bölüm – Ceza alanına hakim olma

2.Bölüm – Hücumları başlatma

3.Bölüm – Kurtarışlar

Yashin gibi “20. yy’ın en iyi kalecisi” seçilmiş bir efsaneye rağmen, bugün yetenekli Rus kaleciler “yeni Dasaev” olarak adlandırılmakta. Ancak Dasaev bir röportajında “Kaleci olmam, tesadüf ya da bir anda verilmiş bir karar değildi. Başından beri ne olmak istediğimi biliyordum. Yola ikinci Yashin olarak çıkmadım, bugünün genç Rus kalecilerine de ikinci Dasaev olmak için değil kendi isimleriyle anılmak için çalışmalarını öneriyorum” demişti.

Ona “demir perde” ya da “kedi” diyorlardı. Dünyanın en güzel gollerini yiyen adamdı o. Belki de o goller, onları Dasaev yediği için, dünyanın en güzel golleriydi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir