Ülkemizden Hikayeler (1950-1969 Arası)

1.Turgay Şeren

1932 yılında Ankara’da Keçiören’de Mustafa Kemal Atatürk’ün özel kalem müdür muavinlerinden Sabit Şevki Şeren’in ikinci erkek çocuğu olarak doğdu. İstanbul’daki Galatasaray Lisesi’nde parasız yatılı olarak okudu. Turgay, haftasonu günleri izinli çıkmayıp okulda kalan birkaç arkadaşıyla ‘pastasına’ birbirlerine şut çekme yarışları yapıyorlardı. Galatasaray’ın teknik direktörü İngiliz Pat Molloy Galatasaray futbol takımının alt yapısı olarak görülen lise futbol takımının da maçlarını takip ederdi. Turgay Şeren’in kalecilikteki maharetlerini fark etti ve takıma çağırdı. Molloy onu kaleye geçirdi ve ilk antrenmandan sonra ona der ki “Eğer santrfor oynarsan 3-5 sene sonra senden daha iyi şut çeken birisi gelir, kaybolur gidersin. Ama kaleciliğin yaşı yoktur, kaleye geçersen en az 10 sene oynarsın, karar senin.” Bunun üzerine Turgay Şeren efsanesi oluşmaya başladı.

Turgay Şeren 1966 yılında 20 sene aralıksız formasını giydiği, 14 sene kaptanlık yaptığı Galatasaray’da futbolu bıraktı. Bu süreçte 1959 yılı başlarında kısa bir Arjantin’in River Plate takımı tecrübesi olmuştu, hazırlık maçlarında oynarken Galatasaray Başkanının transferi onaylamaması sebebiyle Arjantin’den geri dönmek zorunda kalmıştı.
1950’den itibaren 46 kez milli formayı giyen ünlü kalecinin kalecilere de verdiği en önemli öğüt şuydu: “Bir kaleci defanstaki arkadaşı rakiple mücadele ederken kalesini asla boşaltmamalı. Bunun nedeni kaleci önünü görür ama defanstaki arkadaşının kafasının arkasında gözü yok. Senin kalende olduğunu düşünerek hamle yapabilir ve takımının gol yemesine sebep olabilir. Burada hata defans oyuncusunun değil, kalesini boşaltan kalecinin. Bir kaleci antrenmanlarda çok çalışmalı. Zira maçta ona çok az görev düşer. Hamle yapacağı zamanı iyi ayarlayabilmeli. Kaleci yılmamalı, zamanlamada mükemmellik çalışarak kazanılır. Kalecilik kuralları da hafızaya yazılmalı. Kalede süper bir kalecin varsa o takım sahaya çıkmaktan hiç korkmaz.”

2.Şükrü Ersoy

Ali Şükrü Ersoy 1931, İstanbul doğumlu ve eczacı olan babası Osman İhsan’ı beş yaşında kaybetti. Çok okul değiştirdi, hep yatılı okudu ve ortaokulu Haydarpaşa’da okurken futbola başladı. Onu keşfeden Sabri Kiraz genç Şükrü Ersoy’u Fenerbahçe genç takımına aldı. 1948 yılında sezonun son karşılaşması olan Beykoz karşılaşmasında kaleye geçme fırsatı buldu ve o anki kaleci Cihat Arman genç kaleciyi çok beğend ve ona “Benden sonra Fenerbahçe kalesi sana teslim” dedi.

Ama 1948 yılı yaz aylarında Gençlerbirliği’nden Erdal Kocaçimen transfer edilince Şükrü Ersoy tedirgin oldu. Akran olmalarına rağmen Erdal Kocaçimen kendisine göre daha çok profesyonel olarak forma giymiş bir kaleciydi. Ve Şükrü Ersoy ne yapacağını düşünürken Vefa’ya transferi söz konusu oldu ve o da beş bin lira transfer parası ile 250 lira maaşla yeşil beyazlıların yolunu tuttu. Sonrasında o sezon Erdal Kocaçimen milli takıma seçildi.

Vefa’da o sezon şampiyonluğu son karşılaşmada Beşiktaş’a kaptırdılar. 1950-52 arası askerlik dönemi ve Karagücü takımının kalesini korudu. Birçok kez ordu milli takımında yer aldı ve Dünya ikinciliği yaşadı. Şükrü Ersoy sivile döndükten sonra Erdal Kocaçimen’in sakatlanması ile Fenerbahçe’ye transfer oldu ve 1962 yılına kadar kaleyi korudu. Bu yıllar içinde dört şampiyonluk gördü.

Önceleri çizgi kalecisiyken zaman içindeki gelişmelere ayak uydurmaya çalışarak ceza sahasına hakim olmaya doğru yönelen Şükrü Ersoy, 1962 yılında eski teknik direktörü Macar Molnar’ın onu istemesiyle Avusturya’nın Salzburg takımınına trasfer oldu ve beş sezon orada forma giydikten sonra futbolu bıraktı. Kendisinden sonra oraya Avusturya’ya transfer olan Özcan Arkoç ile ligde rakip de oldu.

Turgay Şeren başta olmak üzere milli takım seviyesinde çok fazla kaleciyle aynı dönemde oynayan Şükrü Ersoy 8 kez milli formayı giydi. Bu karşılaşmalardan ikisi 1954 Dünya Kupası elemelerinde İspanya ile oynanan 3 karşılaşmadan 2 tanesi ve 1954 Dünya Kupası’nda Batı Almanya’ya 7-2 kaybedilen karşılaşma.

3.Özcan Arkoç

1939 yılında Tekirdağ’da Hayrabolu’da dünyaya gelen Özcan Arkoç futbola 13 yaşında Alpullu Şekerspor’da başladı. 1954’te ise Vefa Spor Kulübü’ne geçti. 1955-56 sezonunda forma giyerek ligin en genç oyuncusu olmuştu. 1956-57 sezonunda da takımı başarılı olmasa da Merkez Hakem Komitesi’nce ligin en centilmen futbolcusu seçildi. O dönemde aynı zamanda öğrencisi olduğu Sultanahmet Sanat Okulu’nun kalesini korudu.

1958’de Fenerbahçe’ye transfer oldu. İlk sezonunda takımı ile İstanbul Profesyonel Ligi’nin namağlup şampiyonu olurken Fenerbahçe 18 maçta sadece 7 gol yiyerek en az gol yiyen takım oldu. Türkiye Ligi’nin ilk sezonu olan 1959 yılında ilk şampiyon olan takımda yer aldı. Özcan Arkoç, o sezon Metin Oktay’ın ünlü “ağları delen golü”nü yedi. Üçüncü sezonda Özcan Arkoç’un askerliği sonrası kulüple anlaşmazlığıa düştü ve 1962’de rakipleri Beşiktaş’a transfer oldu. İlk sezonunda bir puan farklı ikinci olsalar da Özcan Arkoç’un kalesini koruduğu Beşiktaş ligin en az gol yiyen ekibi oldu. Bu arada Özcan Arkoç başarısı ile Avrupa kulüplerinin dikkatini çekti.

Austria Wien’e transfer olan Özcan Arkoç, 1964-1967 arasında 64 kez forma giyerken ilk sezonun ortalarında Avusturyalı millî kaleci Gernot Fraydl’den formayı kapmıştı. O dönemde şampiyon olamasalar da bir sezon kupayı kazanıp hep en az gol yiyen takım olmuşlardı. Avusturya’daki başarılı performansı sayesinde 1967 yazında Hamburger SV’a transfer olan Özcan Arkoç 1974 yılına kadar kadroda yeralırken toplamda 159 karşıaşmada görev almıştı. Son sezonunda yedeğe düşünce futbolu bırakmıştı. İlk sezonununda Avrupa Kupa Galipleri Kupası finalinde AC Milan’a karşı oynadı, ancak kaybettiler. Bu final ile birlikte ilk kez bir Türk futbolcu bir UEFA organizasyonu finalinde forma giymiş oldu, kendisi hala final oynayan tek kalecimizdir.

9 kez mill, formayı giyen Arkoç, bunların 4’ünde Fenerbahçe, 4’ünde Beşiktaş, birinde ise Austria Wien’de oynuyordu. Oynadığı 9 karşılaşmanın 5’inde gol yemedi, 4’ünde ise 1 gol yedi. Beşiktaş forması ile çıktığı bir maçta takımın kaptanlığını da yaptı. Ancak kariyeri boyunca değişik dönemlerde Turgay Şeren, Varol Ürkmez, Necmi Mutlu, Nihat Akbay ve Ali Artuner gibi isimlerle eş zamanlı kalecilik yapmıştı. Kaleci enflasyonu olan bir dönem olduğu görülüyor.

Futbol sonrasına da çok az değinmek istiyorum. 1976’da Kuno Klötzer’in yardımcısı olarak Hamburg’a geri döndü. 1977 Kupa Galipleri Kupası’nı kazandılar. Arkoç, 1977-78 sezonunda Kupa Galipleri Kupası’nden elendikleri için gönderilen teknik adam Rudi Gutendorf’un yerine Hamburger SV’nin sezon sonuna kadar teknik direktörlük yaptı. Efsane Hamburger SV’ın oluşmasında onun da payı vardı ve Almanya’da takım çalıştıran ilk Türk de olmuştu ki hala Hamburg’da sevilen sayılan bir isim olduğu biliniyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir