Stefano Tacconi

Kupa Galipleri Kupası

Mayıs 1984… Annem ve babamın öğretmen olmasından dolayı neredeyse doğduğumdan itibaren devam ettiğim ilkokulu bitirmeme sayılı günler kalmıştı. Köyden taşındıktan sonra mahalledeki arkadaşlarıma iki yıl içinde tam alışmışken bu sefer de yatılı olarak İzmir’e Anadolu Lisesi’ne gitmem söz konusuydu. Bu sürekli yer değişiklikleri sebebiyle kendimi hiçbir yere ait hissetmediğimi hatırlıyorum. O an için bu şekilde ifade etmesem de göçebe gibiydim ve üniversite, iş hayatı derken bu durum uzun süre devam edecekti.

O gün Avrupa Kupa Galipleri Kupası finalinde Juventus ve Porto ile karşılaşıyordu. Juventus, o yılların gözde takımlarındandı ve oyuncularının hemen hemen hepsini 1982 Dünya Kupasından da tanıyordum. Porto ise bir Portekiz bir takımıydı ve hem takım hem ülke olarak benim için yeniydi. Ancak ilerleyen yıllarda Porto’nun futbolda ne kadar önemli bir kulüp olduğunu öğrenecektim.

Juventus’un kalesinde artık Dino Zoff değil Stefano Tacconi oynuyordu. Porto’nun kalesinde ise Ze Roberto vardı. O gün karşılaşmayı 2-1 kazanarak kupaya uzanan Juventus’un yeni kalecisi Tacconi havalı saçlarıyla özgüvenli bir şekilde bağırıp çağırarak takım arkadaşlarını uyaran bir kaleciydi.

Stefano Tacconi

1957’de Perugia’da dünyaya gelmiş ve futbola amatör Spoleto takımında başlamıştı. İlk profesyonel deneyimini 19 yaşındayken Serie C’de Pro Patria’da yaşayan Tacconi, o sezon 7 karşılaşmada görev aldıktan sonra transfer olduğu, yine Serie C’de yer alan Livorno’da birinci kaleci olarak oynamayı başarmıştı. Takımı o sezonu orta sıralarda bitirmiş ama o bireysel olarak bir üst lige yükselmeyi başarmıştı. Yeni durağı Serie B’de Sambenedettese takımı olan Tacconi o sezon bütün karşılaşmalarda görev yapmış ve sadece 31 gol yemesine rağmen takımı küme düşmekten kurtulamamıştı.

Avelino Günleri

Avellino… Ligde kalamayan bir takımın kalecisi olatrak Tacconi takımı ile ters yönde bir yol izleyerek yine küme yükselmiş ve bu sefer de Serie A’dan Avellino takımına transfer olmuştu. Bu transfer dünyada kaleci konusunda en iyilerden olan İtalyanların bu adama güvendiklerini gösteriyordu. 23 yaşında geldiği yeni takımında üç sezon boyunca birinci kaleci olmayı başaran Tacconi ile Avellino orta sıralarda az gol yiyen bir takım olarak dikkat çekmişti.

Zirve Juventus

Juventus… 1982-83 sezonunun sonunda Süper Dino Zoff’un futbolu bırakması ile birlikte takip eden sezon için Tacconi yine büyük bir sıçrama yaparak Juventus’un kalesine geçmişti. İlk sezon sonunda gelen lig şampiyonluğunun yanı sıra Avrupa’da kazanılan Kupa Galipleri Kupası Tacconi için yeni kulübünde muhteşem bir başlangıçtı. Ertesi sezon takım ligde altıncı sırada yer almıştı. Bu, oldukça kötü bir performanstı ama Şampiyon Kulüpler Kupasında gelen şampiyonluk ligdeki başarısızlığı fazlasıyla telafi etmişti ama Avrupa’daki başarıyı buruk bir  hale getiren çok önemli bir olay yaşanmıştı.

Şampiyon Kulüpler Kupası… O gün Liverpool ve Juventus kozlarını paylaşacaklardı. Belçika’daki Heysel Stadyumunda iki takım oyuncuları sahaya çıkmadan önce Brüksel sokaklarında İngiliz holiganlarla İtalyan taraftar grupları pek çok kez kapışmaya başlamıştı. Bir önceki sezonun Şampiyon Kulüpler Kupasında Liverpool yine finaldeydi ve Roma’daki karşılaşmada rakipleri Roma’ydı. O gün Liverpool kazanmış ama taraftarlar o gün deplasmanda olmanın da getirdiği bir dezavantajla birçok olay yaşamıştı. Bir sonraki yıl bir başka İtalyan takımı ile olan bu karşılaşma bir bakıma İngilizler için bir rövanştı. İtalyanlar stadyumda tarafsız bölge olarak ayrılan tribünden karaborsa bilet almıştı. Güvenlik problemleri de eklenince İngilizlerin İtalyanların oturduğu bölüme saldırması kolay olmuştu. Çıkan arbedede 38 İtalyan ve bir Belçikalı duvara sıkışarak ya da ezilerek can verdiler. UEFA’nın o gece gecikmeli de olsa zorla oynattığı o karşılaşma Tacconi’nin kariyerinin en kötü günü olmalıydı. Platini’nin penaltı golü ile Juventus o kara günde bu tatsız tuzsuz karşılaşmadan galip ayrılmıştı.

UEFA Kupası… Tacconi ile Juventus takip eden sezonlarda şampiyonluk ile yedincilik arasında gidip gelen sıralamalarda kendine yer bulmuştu. İngiliz takımlarının Heysel faciası sonrası ceza alması ile ön plana çıkan İtalyan Liginde bütün takımların oldukça iyi kadroları vardı ve yoğun bir mücadele söz konusuydu. Milan’ın doksanların başındaki bariz üstünlüğü başlayıncaya kadar şampiyon olan takımın bile en az birkaç yenilgi aldığı ligde Juventus her sezon bir şekilde Avrupa kupalarında kendine yer buluyordu. 1989-90 sezonunda da bu sefer UEFA Kupasında iki İtalyan takımı finalde karşılaşmıştı: Juventus ve Fiorentina. İlk karşılaşmayı 3-1 kazanan Juventus deplasmandan da 0-0 beraberlik ile dönünce kupaya uzanmıştı. Tacconi ise yedi sezonda üç Avrupa kupasının üçünü de kazanarak tarihe geçmişti.

1984 yılında Kupa Galipleri Kupası ve Avrupa Süper Kupasını, 1985 yılında Şampiyon Kulüpler Kupası ve Dünya Kulüpler Kupasını, 1990 yılında UEFA Kupasını kazanan ve bu şekilde UEFA ve FIFA’nın kulüpler bazında düzenlediği bütün kupaları alarak kırılması güç bir rekora sahip olan Tacconi, Juventus’ta da kaptanlığa kadar yükseldikten sonra 1992 yılında Juventus defterini kapatacaktı.

Son Günler Genoa’da 

Genoa…1992 yazında yeni takımına transfer olan Tacconi, burada geçirdiği üç sezonda toplam 43 karşılaşmada görev almıştı. İlk iki sezonda küme düşmekten zor kurtulan Genoa Tacconi’nin son sezonunda Serie B’nin yolunu tutmuş ve Tacconi de 38 yaşında profesyonel futbola veda ederken Serie A’da yaklaşık 400 karşılaşmada oynamıştı. Birçok kaleci gibi kaleden kopamayan Tacconi 51 yaşındayken amatör kümede FC Arquatta ile tekrar kaleye dönme denemesi de yapmıştı.

Birçok iyi kaleciyle eş zamanlı olarak sahada yer alması Stefano Tacconi için milli takım açısından talihsizlikti ve milli formayla sadece 7 özel karşılaşmada görev almış, onun dışında yıllarca çoğunlukla yedek kulübesinde beklemek zorunda kalmıştı.

Nasıl Bir Kaleciydi?

Stefano Tacconi kararlı ve özgüvenli bir kaleciydi; takım arkadaşlarını iyi yöneten, liderlik özellikleri olan güçlü bir karakterdi. Çevik bir kaleci olmasa da kaleye gelen şutları durdurma yeteneği vardı. Zoff’un yönlendirmeleri ile hava topu alma yönünü de yıllar içinde geliştirmişti. Ayrıca penaltı kurtarmada da oldukça başarılı bir kaleciydi. Ayaklarını çok iyi kullanamadığı için geri pasın elle tutulması yönündeki düzenleme başladığında adapte olmakta güçlük çekmişti. Sözünü pek sakınmayan, futbolcu olmasa muhtemelen bir film yıldızı olmaya aday bu karizmatik adam; ortaokul ve lise yıllarım boyunca Juventus gibi büyük bir kulübün kalecisiydi ve o yıllarda kaleciliği seçmemde önemli bir etkiye sahipti.

Son olarak Tacconi’nin kurtarışlarından seçmeler…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir