Avrupa Kupaları (1984 – 1991 Dönemi)

Hatırladığım en eski Avrupa Kupaları finallerini Avrupa Kupaları (1980 – 1984 Dönemi) bölümünde anlatmıştım. Bu sayfada ise 1984’den sonra 1991 yılına kadar döneme, yani benim ortaokul ve lise yıllarıma ait dönem ait Avrupa’da gerçekleşmiş olan Şampiyon Kulüpler Kupası, Kupa Galipleri Kupası, UEFA Kupası ve Süper Kupa finalleri ile ilgili kısa hikayeler, kaleci bilgileri yer alıyor.

***

1984-85 SEZONU

İlkokul yıllarımdan sonra İzmir’de yatılı olarak Anadolu Lisesinde okumaya başlamıştım. Hazırlık sınıfı oldukça zorlu geçiyordu; yeni bir şehir, yeni büyük bir okul, aileden ve mahalledeki arkadaşlarından ayrı geçen günler… Bir de Avrupa Kupaları finalleri hafta içi çarşamba günleri olduğu için izleme imkanım yoktum. Okuldaki abilerin kantinde izleyebildiği öğrenmiştim; ama benim için henüz erkendi.

Şampiyon Kulüpler Kupası

İngiltere’nin 1970.lerin sonlarında başlayan kulüpler düzeyindeki hakimiyeti 1980.lerde devam ediyordu. Liverpool, hala bu konuda lider takımdı, onların yanına Notthingham Forest ve Aston Villa gibi beklenmeyen Şampiyon Kulüpler şampiyonları eklenmiş, orta sıra takımlarından Ipswich Town ise Bobby Robson’ın gayretleriyle Avrupa’nın dikkat edilmesi gereken takımlarından birine dönüşmüş; UEFA Kupası’nı kazanmıştı. Aynı başarıyı 1984’te Tottenham tekrar etmiş, Everton da 1985’teki Kupa Galipleri Kupası zaferi ile bu gruba katılmıştı. Kulüpler düzeyinde patron hala İngilizlerdi. Ama 29 Mayıs 1985’te Heysel’de yaşananlar herşeyi değiştirmişti.

İtalyan Juventus ve İngiliz Liverpool arasında oynanan Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası finali öncesi, Brüksel’in Heysel Stadyumu’nda yaşanan şiddet olayları tarihe ‘Heysel faciası’ olarak geçmişti. İngiliz holiganların taciziyle başlayan olaylarda çoğu Juventus taraftarı 39 kişi öldü, 600 kişi de yaralandı. Z tribünü diye isimlendirilen ve her iki takımın da taraftarı olmayan seyircilere ayrılan tribüne maç saatinde çok sayıda Juventus taraftarının karaborsadan bilet aldığı sonradan anlaşılacaktı. Bu tribün Liverpool tribünlerinin hemen yan tarafıydı. Heysel’den bir yıl önce, Liverpool, Roma’da oynanan Avrupa Kupası finalinde AS Roma’ya karşı galip gelirken, taraftarları da maçın ardından saldırıya uğramıştı. Heysel, intikam isteyen Liverpool taraftarı için bir fırsat olarak görüldü. Üstelik, bu kez Liverpool holiganlarına diğer İngiliz kulüplerinin fanatik taraftarları da destek verme kararı almıştı.

Maçın başlamasına bir saat kala X tribünündeki İngiliz taraftarlarla Z tribünündeki Juventus taraftarları arasında karşılıklı sataşmalar başladı. Daha sonta tribünler arsında atılan taş ve yabancı maddeler yoğunlaştı. Bu sırada bir grup İngiliz taraftar tribünleri ayıran çürük bariyerleri aşarak Z tribünündeki Juventus taraftarına hücum etti. Z tribünündeki Juventus taraftarı ilk anda sahaya doğru kaçmak istedi ancak bariyerlerden dolayı bu mümkün olmadı. Onlar da tribünün arkasındaki duvara tırmanarak İngiliz holiganlardan kaçmaya çalıştı. Eski stadyumun duvarı bu hamleye dayanamadı. Çöken duvarın altında kalan çok sayıda taraftar can verdi. Bir kısmı da yaşanan izdihamda ezildi.

İngiliz takımlarının Avrupa turnuvalarından men edilmesi için yapılan ilk çağrılardan biri İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher’a ait. UEFA, İngiliz takımlarına 5, Liverpool’a ise 6 yıl uluslararası karşılaşmalardan men cezası verdi.

Liverpool, Lech Poznan (Polonya), Benfica (Portekiz), Austria Wien (Avusturya) ve Panathinaikos (Yunanistan) takımlarını eleyerek finale gelirken Juventus ise sırasıyla Tampere (Finlandiya), Grasshopper-Club Zürich (İsviçre), Sparta Praha (Çekoslovakya), Girondins Bordeaux (Fransa) takımlarını geçmişti. İki takım da 8 karşılaşmada 18 gol atarak finalde yer almıştı. Tribündeki talihsiz olaylardan sonra oldukça gecikmeli başlayan karşılaşma ne yazık ki pek de beklendiği gibi tadı tuzu olan bir final olmamıştı. Tartışmalı bir penaltıyı gole çeviren Platini 1-0 ile kupayı Juventus’a getirmişti.

İki takımın kalesinde Stefano Tacconi ve Bruce Grobbelear yer almıştı.

 

   

Stefano Tacconi (sol tarafta) ve Bruce Grobbelar (sağ tarafta)

 

İngiliz takımlarının taraftarlarının yaptıkları bu ilk değildi. Takımlarının Avrupa turnuvalarından men edilmesi için yapılan ilk çağrılardan biri İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher’a aitti. UEFA daha az ceza verecekken bu çağrıyla birlikte İngiliz takımlarına 5, Liverpool’a ise 6 yıl uluslararası karşılaşmalardan men cezası verdi. Bu da İngiltere için bir fırsat olacak bu süreçte derlenip toparlanma süreci yaşanmış ve sonunda Premier League ortaya çıkmıştı.

 

Kupa Galipleri Kupası

Kupa Galipleri Kupası finalinde İngiltere’nin Everton ve Avusturya’nın Rapid Wien takımları mücadele etmekteydi.

Seksenli yılların ilk yarısı Everton’ın, İngiltere’de ezeli rakibi Liverpool’un üstünlüğünü zaman zaman kırdığı yıllardı. 1984-85 sezonu da Everton için muhteşem geçerken Kupa Galipleri Kupası’nda sırasıyla UCD (İrlanda), Inter Bratislava (Çekoslovakya), Fortuna Sittard (Hollanda) ve Bayern Münih (Almanya) takımlarını eleyerek finale gelmişti.

Rapid Wien ise o dönem Austria Wien ile birlikte Avusturya’nın en önemli takımıydı ve sırasıyla Beşiktaş, Celtic (İskoçya), Dinamo Dresden (Doğu Almanya) ve Dinamo Moskova (Sovyetler Birliği) takımlarını elemişti.

Everton kalecisi Galli Neville Southall gösterdiği muhteşem performansla bu sekiz karşılaşmada sadece Dieter Hoeness’den bir gol yemişti. 1958 doğumlu Southall 1981-98 yılları arasında Everton’un kalesini korumuş ve 44 yaşına kadar da kalecilik yapmıştı. Mahalledeki bakkaını kapatıp top oynamaya gelmiş bir amcaya benzeyen bu adamın inanılmaz kurtarışları karşısında her zaman şaşkınlığa düştüğümü hatırlıyorum. Milli takımda da uzun yıllar oynayan Southall kapanışı milli takımımızdan 6 gol yiyerek yapmıştı.

Southall’a “Big Nev” deniyordu, Büyük Neville yani. Gerçekten fiziksel olarak da çok uzun boylu olmasa da çok iri bir kaleciydi ama kendisi de kaleciliği de çok büyüktü. Bert Trautmann ve Pat Jennings’den sonra İngiltere Ligi’nde en iyi oyuncu seçilen üçüncü kaleciydi, ondan sonra da hiçbir kaleci bu ünvanı alamadı. Şutları çok iyi karşılaması, hızlı reaksiyon vermesi ve karşı karşıya pozisyonlarda çok çabuk çizgiyi terk etmesi ile ünlüydü. Hep doğru zamanda yere düşer, doğru zamanda topa uçardı. Ve ikinci pozisyonlar için yerden çabuk kalkardı. Görüntüsüyle ve özgüveniyle ceza alanında önemli bir caydırıcı güçtü. Dengesini geliştirmek için boks ve golf ile ilgilendiğini öğrenmiştim, hem fiillen yaparak hem okuyarak.

Diğer kalede ise Michael Konsel vardı. 1962 doğumlu Avusturyalı kaleci de 1984-97 arasında uzun bir süre Rapid Wien kalesinde yer aldıktan sonra 3 sezon da İtalya’da Roma ve venezia kalesinde oynamıştı. “Panter” lakaplı kaleci Avusturya tarihinin en iyi kalecilerinden birisi olarak gösterilmektedir. Özgüvenli bir kaleci olan Konsel’in reaksiyonları, şut karşılama yeteneği çok yüksekti. Altyapıda savunma ve orta sahada da oynamış olan ünlü kaleci bu özellikleri sayesinde ayaklarını iyi kullanan ilk kalecilerdendi.

   

Neville Southall (sol tarafta) ve Michael Konsel (sağ tarafta)

 

Finalde ilk yarısı 0-0 biten karşılaşmada ikinci yarıdaki gollerle Rapid Wien’i 3-1 yenen Everton tarihinde ilk kez bir Avrupa Şampiyonluğu’na ulaşmıştı.

 

UEFA Kupası

O sezon UEFA Kupasında finalde İspanya’nın ünlü takımı Real Madrid ve Macaristan’ın Videoton takımları yer alıyordu. Real Madrid’in Şampiyon Kulüpler değil de UEFA Kupasında olmasına şaşırmayın çünkü o yıllar İspanya’da Baskların yıllarıydı. 1980-84 arasında ikişer kez Real Sociedad ve Athletic Bilbao şampiyon olmuştu. Videoton da şaşırtıcı gelmemeli, çünkü daha önce de belirttiğimiz üzere Doğu Avrupa takımları da o yıllarda oldukça başarılıydı.

Real Madrid finale gelinceye kadar Wacker Innsbruck (Avusturya), Rijeka (Yugoslavya), Anderlecht (Belçika), Tottenham Hotspur (İngiltere),  Internazionale (İtalya) takımlarını elemişti.

Videoton ise sırasıyla Dukla Prag (Çekoslovakya), Paris Saint Germain (Fransa), Partizan (Yugoslavya), Manchester United (İngiltere) ve FK Zeljeznicar Sarajevo (Yugoslavya) takımlarını geçmişti.

İki takımın da bu yoğun mücadelelerde yenilgiler yaşadığını ve oldukça zorlandıklarını söylemekte fayda var.

Macaristan’ın Székesfehérvár kentindeki ilk mücadelede Real Madrid, Michel, Santillana ve Arjantinli Valdano’nun golleri ile 3-0 ile çok rahat bir galibiyet almıştı. Madrid’deki ikinci mücadelede ise kaleci Distzl, Valdano’nun bir penaltısını kurtarmış, son dakiklarda gelen bir golle de karşıalşamyı 1-0 kazanmışlardı. Şampiyonluk gelmemişti, ama Videoton deplasmanda bir galibiyetle kupa mücadelesini tamamlamıştı.

Bu finallerde Real Madrid’in kalesinde Miguel Angel yer alıyordu. Tam 19 sezon takımın kadrosunda yer alan 1.74 boyundaki kaleci  İspanya Liginin en iyi kalecisi seçildiği yetmişli yıllarda 18 kez İspanya milli takımında da görev yapmıştı. Diğer kalede yer alan Peter Distzl ise Videoton ve Honved takımlarında parlamış, 1984-89 arasında Macar milli takımının kalesini de korumuş olan uzun boylu bir kaleciydi. Ancak kariyerinin son yılları takım takım dolaşarak geçmişti.

   

Miguel Angel (sol tarafta) ve Peter Distzl (sağ tarafta)

***

1985-86 SEZONU

Yatılı okulda hazırlık sınıfınından sonra birinci sınıfı da tamamlamak üzereydim. Artık yeni şehir ve okulda, aileden ve mahalledeki arkadaşlardan uzakta daha az zorlanıyordum. Ancak hafta için olan Avrupa Kupalarını hala izleme imkanım yoktu; ancak gazetelerden takip edebiliyordum.

 

Şampiyon Kulüpler Kupası

İspanyolların üç kupada da finalde olduğu bir sezondu. İngilizler cezaları sebebiyle yoktu ve İtalyanlar da henüz Juventus dışında ağırlıklarını koymaya başlamamıştı. Şampiyon Kulüpler Kupasında da İspanya’yı temsilen Barcelona vardı. Karşılarında ise Romanya’nın Steaua Bükreş takımı. Steaua’lı yıllar yeni başlamıştı.

Barcelona finale gelinceye kadar Sparta Prag (Çekoslovakya), Porto (Portekiz), Juventus (İtalya) ve yarı finalde IFK Goteborg (İsveç) takımlarını elemişti.

Steaua ise sırasıyla Vejle (Danimarka), Honved (Macaristan), Kuuysi Lahti (Finlandiya) ve yarı finalde RSC Anderlecht (Belçika) takımlarını geçmişti.

Her iki takım da eşleşmelerini oldukça zor geçmişti. Hatta Barcelona 8 karşılaşmada 10 gol atarken 9 da gol yemişti. Steaua o kadar yakın sonuçlar almasa da özellikle çeyrek final ve yarı finali zor geçmişti.

Finalde Barcelona’nın kalesinde Urruti, Steaua Bükreş’in kalesinde ise Helmut Duckadam oynamıştı. Normal süresi ve uzatmaları 0-0 biten karşılaşma penaltılara kalmıştı. Penaltılarda kaleci Duckadam dört penaltının dördünü de kurtarınca tarihte pek eşi benzeri görülmeyen bir penaltı performansı göstermiş ve takım arkadaşları  iki penatıyı gole çevirerek Steaua Bükreş’i şampiyonluğa taşımışlardı.

Helmut Ducadam (sol tarafta) ve Urruti(sağ tarafta)

Helmut Duckadam 1959 yılında Arad’da dünyaya gelmiş ve bölge takımlarında oynadıktan sonra 23 yaşındayken Steaua Bükreş takımına transfer olmuştu. Burada geçirdiği dört sezonun sonunda bu tarihi şampiyonluğu yaşayan Romen kaleci aynı yıl yakalandığı amansız bir kan hastalığı ile henüz 27 yaşında futbola ara vermek zorunda kalmıştı. 30 yaşında 2.Lig’de tekrar futbola dönmeye çalışmış ama olmamıştı.

 

Kupa Galipleri Kupası 

Avrupa kupalarında yetmişlerin sonu ve seksenlerin başı neredeyse tamamen İngilizlerin üstünlüğü ile geçmişti ve İngilizlerin 1985 yılında Heysel Faciası sonrası aldıkları 5 yıl Avrupa Kupalarından men cezası başka ülke takımları için bir fırsata dönüşecekti. Bunun ilk meyvelerini de daha çok İspanyollar toplayacaktı. 1985-86 Sezonunda UEFA Kupasında finale yükselen Real Madrid’den sonra Kupa Galipleri Kupasında da bir başka Madrid takımı Atletico Madrid finaldeydi. Karşılarında da o dönemlerin yükselen değeri Dinamo Kiev vardı.

Atletico Madrid finale gelinceye kadar Celtic (İskoçya), Bangor City (Galler), Kızılyıldız (Yugoslavya) ve yarı finalde de Bayer Uerdingen (Federal Almanya) takımlarını elemişti.

Dinamo Kiev ise sırasıyla,FC Utrecht (Hollanda), Universitatea Craiova (Romanya), Rapid Wien (Avusturya) ve yarı finalde de Dukla Prag (Çekoslovakya) takımlarını geçmişti.

O dönemlerde Doğu Avrupa futbolu oldukça söz sahibiydi ve üst turlarda batının güçlü futbol ülkelerinin takımlarının yanı sıra Sovyet, Çekoslovak, Yugoslav, Doğu Alman, Romen, Macar takımları mutlaka yer alıyordu.

O gün Dinamo Kiev sahaya Chanov; Baltacha, Bessonov, Kuznetsov, Demianenko; Rats, Yakovenko, Yaremchuk, Zavarov; Belanov, Blokhin kadrosuyla çıkmıştı. Karşılaşma içinde Baltacha yeriine Bal, Zavarov yerine de Yevtushenko oyuna girmişti.

Atlético Madrid ise Fillol; Tomás, Arteche, Ruiz, Clemente; Prieto, E.Quique, Marina, Landáburu; Cabrera, Da Silva onbiriyle sahadaydı. Setien daha sonra Landaburu yerine oyuna dahil olmuştu.

Dinamo Kiev kalecisi Victor Chanov, futbola Shahktar Donetsk’de başlamış ve uzun yıllar Dinamo Kiev’de oynamıştı. Sovyet şampiyonlukları ve kupaları kazanan ünlü kaleci, kariyerinin büyük kısmında Dasaev ile aynı dönemde olmasına rağmen 21 kez milli takım forması da giymişti.

Atletico Madrid kalecisi Ubaldo Fillol ise Arjantin milli takımı ile 1978’de Dünya Kupası kazanmış ve River Plate’de efsane olmuş ünlü bir kaleciydi.

Ubaldo Fillol (sol tarafta) ve Victor Chanov (sağ tarafta)

Karşılaşmanın başında Zavarov ve sonlarında da Blokhin ile Yevtushenko’nun golleriyle Dinamo Kiev 3-0’lık sonuçla kupaya uzanmıştı.

 

UEFA Kupası

O sezon UEFA Kupasında finalde bir sezon önce olduğu gibi yine İspanya’nın ünlü takımı Real Madrid vardı. Karşısında ise Almanya’dan 1.FC Köln. Her iki takım da finale gelinceye kadar zorlu bir süreçten geçmiş ve gollü, ilginç sonuçlar almıştı.

Real Madrid sırasıyla AEK Athens (Yunanistan), Chernomorets Odessa    (Sovyetler Birliği), Borussia Mönchengladbach  (Federal Almanya), Neuchátel Xamax (İsviçre) takımlarını eledikten sonra bir önceki sezon olduğu gibi yarı finalde yine  Internazionale (İtalya) takımlarını geçmişti. Bunu yaparken de 10 karşılaşmada 21 gol atmış ve 13 gol yemişti, karşılaşmalarında toplam 34 gol olmuştu, yani ortalama 3.4 gol. Özellikle 3.Turdaki Borussia Mönchengladbach  eşleşmesi inanılmazdı. İlk karşılaşmayı Almanlar 5-1 kazanmış, ancak İspanyollar rövanşta tur için ihtiyaçları olan 4-0 sonucu elde etmeyi başarmışlardı. Inter’i de 3-1’lik yenilgi sonrası 5-1 ile geçmişlerdi.

1.FC Köln ise sırasıyla Sporting Gijon (İspanya), Bohemians Prag (Çekoslovakya), Hammarby IF (İsveç), Sporting Lisboa (Portekiz), KSV Waregem (Belçika) takımlarını elemişti. Onlar da 10 karşılaşmada 24 gol atmış ve 10 gol yemişti; yani yine 34 gol ve ortalama 3.4 gol. Ancak sadece 1 kez yenilmişlerdi.

Gollü ve ilginç sonuçlar alarak finale gelen bu iki takımın birbirleri ile olan karşılaşmalarının da gollü geçmesi bekleniyordu ve öyle de oldu.

Santiago Bernabeu Stadyumundaki ilk karşılaşmada Allofs’un golüyle 1.FC Köln 1-0 öne geçmiş; ancak Real, Hugo Sanchez, Gordillo, Valdano (2) ve Santillana’nın golleriyle ağır bir cevap vermişlerdi. 5-1 sonuçlanan ilk karşılaşmadan sonra Federal Almanya’daki ikinci karşılaşmada işler 1.FC Köln için oldukça zordu ama, Bein ve Geilenkirchen’in golleriyle 2-0 galip gelmişler, bir galibiyetle kupa mücadelesini tamamlamışlardı.

Bu finallerde Real Madrid’in kalesinde Agustín Rodríguez Santiago yer alıyordu. 1980-90 yılları arasında tam 10 sezon takımın kadrosunda yer alan kaleci bu yıllarda sadece 76 kez görev alabilmişti.  Bir kez Ricardo Zamora ödülünü almasına rağmen genel de Miguel Ángel, José Manuel Ochotorena ve Francisco Buyo’nun yedeği olmuştu.. Diğer kalede ise tam 15 sezon boyunca takımda efsane haline gelmiş olan Harald Toni Schumacher vardı.

Agustín Rodríguez Santiago (sol tarafta) ve Harald Toni Schumacher  (sağ tarafta)

1986-87 SEZONU

Yatılı okulda hazırlık sınıfınından sonra birinci sınıfı da tamamlamak üzereydim. Artık yeni şehir ve okulda, aileden ve mahalledeki arkadaşlardan uzakta daha az zorlanıyordum. Ancak hafta için olan Avrupa Kupalarını hala izleme imkanım yoktu; ancak gazetelerden takip edebiliyordum.

 

Şampiyon Kulüpler Kupası

Şampiyon Kulüpler Kupası’nda final Porto ve Bayern Münih arasındaydı.

Porto finale gelirken Rabat Ajax (Malta), Vitkovice (Çekoslovakya), Brondby (Danimarka) ve yarı finalde de Dinamo Kiev (Sovyetler Birliği) takımlarını eleyerek finale gelmişti.

Bayern Münih ise PSV (Hollanda), Austria Wien (Avusturya), Anderlecht (Belçika) ve yarı finalde Real Madrid (Ispanya) takımlarını geçmişti.

Bayern’in çok daha zor takımları geçerek finale geldiği görülürken Porto sadece yarı finalde şişli bir takımla eşleşmeşti: Dinamo Kiev ki o Kiev bir önceki turda Beşiktaş’a 7 gol atmıştı.

Bayern karşılamaya oldukça iyi başlamış ve ilk devrenin ortalarında Kogl ile de bir gol bulmuştu. Ikinci yarıda sahada bambaşka bir Porto vardı. Cezayirli yıldızı Madjer fırtına gibiydi. Önce bir finalde belki de kimsenin cesaret edemeyeceği topukla bir gol atmış sonra da soldan fırtına gibi inip yaptığı ortayla Juary’ye galibiyet golünü artırmıştı. 2-1 ile Porto kazanırken herkes şaşkınlık iiçindeydi. Cezayirli Madjer 1982 Dünya Kupası’nda Avusturya ile Federal Almanya’nın anlaşma kokan ve elenmelerine sebep olan karşılaşmasının rövanşını almıştı. Bilmeyenler icin Madjer fotoğrafta önde sagdan ikinci.

Bayern’in kalesinde Jean Marie Pfaff ve Porto’nun kalesinde Josef Mlynarzcyk oynamıştı. İkisinin de hikayesi bloğumda var. Bunun için profilimdeki linke tıklamanız ve Kalecilerimin Hikayeleri kısmına gitmeniz yeterli.

Josef Mlynarzcyk (sol tarafta) ve Jean Marie Pfaff (sağ tarafta)

 

Kupa Galipleri Kupası

Kupa Galipleri Kupası’nda final Hollanda’nın Ajax ve Doğu Almanya’nın Lokomotive Leipzig takımları arasındaydı.

Ajax finale gelirken Bursaspor (Türkiye), Olympiakos (Yunanistan), Malmö (İsveç) ve yarı finalde de Real Zaragoza (İspanya) takımlarını eleyerek finale gelmişti.

Lokomotive Leipzig ise Glentoran (Kuzey İrlanda), Rapid Wien (Avusturya), Sion (İsviçre) ve yarı finalde Girondins Bordeaux (Fransa) takımlarını geçmişti.

Ajax bu turları geçerken adeta şov yapmış ve 8 karşılaşmada tam 21 gol atmıştı. Lokomotive ise biraz daha zorlanmış, toplamda sadece 9 gol atmış ama zor gol yemiş (4 gol) ve yarı finali penaltılarda geçmişti.

Finalde Ajax dirençli bir takım olan Lokomotive Leipzig karşısında patlamayı gerçekleştiremedi; ancak 21. dakikada Marco Van Basten’ın golüyle 1-0 galip gerelrek kupaya uazanmıştı. O gün Ajax’ın kadrosunda Van Basten dışında Rijkaard, Wouters, Winter, Van’t Schip, Witschge, Bergkamp (yedek) vardı ve kalede ise Menzo. Karşı takım tabii ünlü oyunculardan kurulu değildi . Lokokotive Leipzig kalesinde ise Rene Müller vardı.

Rene Müller (sol tarafta) ve Menzo (sağ tarafta)

 

UEFA Kupası

UEFA Kupası’nda final İsveç’in Göteborg ve İskoçya’nın Dundee United takımları arasındaydı.

Göteborg finale gelirken Sigma Olomouc (Çekslovakya), BSG Stahl Brandenburg (Doğu Almanya), Ghent (Belçika), Inter Milan (İtalya) ve yarı finalde de Tirol Innsbruck (Avusturya) takımlarını eleyerek finale gelmişti.

Dundee United ise Lens (Fransa), Universitatea Craiova    (Romanya), NK Hajduk Split        (Yugoslavya), Barcelona (İspanya) ve yarı finalde Borussia Monchengladbach  (Federal Almanya) takımlarını geçmişti.

Ajax bu turları geçerken 10 karşılaşmada tam 19 gol atmış ve sadece 4 gol yemişti. Hiç yenilmemiş ve sadece çeyrek finalde Inter Milan karşısında zorlanmıştı.  Dundee United ise biraz daha zorlanmış, toplamda sadece 12 gol atmış ama zor da gol yemişti (3 gol). İlk iki turda yenilgi de almış, ancak sonra yenilgi yüzü görmemişti.

Fazla gol yemeyen iki takımın mücadelesi de oldukça zorlu geöçerken İsveç’teki ilk karşılaşmayı Göteborg 1-0 kazanırken, İskoçya’daki ikinci karşılaşma 1-1 sona ermiş, Göteborg uzun sürecin sonunda şampiyonluğa ulaşmıştı. O yıllarda Göteborg kupaların herhangi birisinde ya finalde ya yarı finalde, ya çeyrek finalde mutlaka bir yerlerde olurdu. Bu kupa 1981-82’den sonra ikinci UEFA Kupalarıydı. Dundee United ise 1983-84 sezonundaki Şampiyon Kulüpler Kupası yarı finalinden sonra yine Avrupa’da iyi bir noktaya ulaşmıştı. İki takımın kalelerinde ise Wernersson ve Thompson oynarken takımlarda tamamen yerel oyuncular vardı.

Wernersson (sol tarafta) ve Thompson (sağ tarafta)

Bu kulüpler şimdi nerelerde?

 

 

1987-88 SEZONU

Yatılı okulda üçüncü senemdi hala acaba nöbetçi öğretmen ve tabi abiler final karşılaşmalarını izlemek için müsaade edecek mi soru işaretleri kafamızda olurdu…

 

Kupa Galipleri Kupası

final Belçika’nın Mechelen ile Hollanda’nın Ajax takımları arasındaydı.
Mechelen, Dinamo Bükreş (Romanya), Saint Mirren (İskoçya), Dinamo Minsk (Sovyetler Birliği) ve yarı finalde de Atalanta (İtalya) takımlarını eleyerek finale gelmişti.
Ajax ise sırasıyla Dundalk (İrlanda), Hamburg (Federal Almanya), Young Boys (İsviçre) ve yarı finalde Marsilya (Fransa) takımlarını geçmişti.

Mechelen finale gelinceye kadar hiç kaybetmemiş; 6 galibiyet 2 beraberlik almıştı ve kalesinde sadece 3 gol görmüştü. Ajax ise 8 karşılaşmada 7 galibiyet 1 mağlubiyet almıştı. Kaybettiği ve aynı zamanda gol yediği tek karşılaşma ise yarı finaldeki deplasmandaki Marsilya karşılaşmasıydı. Yani neredeyse gol yemeyen ve rakiplerine büyük üstünlük sağlayan iki komşu ülkenin iki takımının mücadelesi söz konusuydu.

Kadrolar

O gün Ajax’da kalede Menzo oynarken Blind, Wouters, Larsson, Verlaat, Van’t Schip, Winter, Mühren, Scholten, Bosman, Witschge sahadaki diğer oyunculardı. Bergkamp da sonradan oyuna girmişti. Kadrodaki Bosman ise birkaç yıl sonra futbolun gidişatını değiştirecek olan Bosman Kuralları’nın ortaya çıkmasını sağlayan Belçikalı Jean Marc Bosman değil asıl ünlü olan Hollandalı John Bosman.

Daha önceleri sıradan bir Belçika takımıyken Preud’homme’un kaleye geçmesiyle birkaç sınıf atlayan Mechelen’in kadrosunda Hollandalı Rutjes, Hofkens, den Boer ve şu an Fenerbahçe’nin başında olan Erwin Koeman ile İsrail’den Ohana ülke dışından oyuncular olarak sahadaydı.

Preud’homme (sol tarafta) ve Menzo (sağ tarafta)

Mechelen’in hocası Hollandalı Aad de Mos ve Ajax’ın hocası ise Lüxemburglu Spitz Kohn’du. Belçikalı ve Hollandalılar kim nerede, hangi takımda? Herşey birbirine girmiş durumdaydı yani 😊 Bu şartlarda başlayan karşılaşmada az gol yiyen iki takımın mücadelesi beklendiği gibi oldu. Blind ilk yarıda kırmızı kart gördü; ikinci yarıda den Boer’in golüyle Mechelen kupaya uzandı ve tarihinin en başarılı anını yaşadı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir