Avrupa Kupaları (1980 – 1984 Dönemi)

Çocukluğumda Avrupa Kupalarındaki final karşılaşmalarını heyecanla beklerdim. Bu finaller sayesinde birçok ülke, takım, futbolcu, hakem dünyama girmişti. Yıllar geçtikçe bilgiler üst üste birikmiş ve Avrupa haritasına futbolun da katkısıyla hakim olmaya başlamıştım. Hatta kısa sürede yabancı bir isim duyduğumda hangi ülke kökenli olduğunu tahmin eder hale gelmiştim.

Hatırladığım en eski finaller ise  1980-81 sezonuna ait. Bu sayfada 1981’den itibaren ilkokulu bitirdiğim 1984 yılına kadar olan dört sezona ait Avrupa’da gerçekleşmiş olan Şampiyon Kulüpler Kupası, Kupa Galipleri Kupası, UEFA Kupası finalleri ile ilgili kısa hikayeler, kaleci bilgileri yer alıyor.

***

1980-81 SEZONU

İlkokula anne ve babamın öğretmenlik yaptığı köyde devam ediyordum. Okula 7 yaşında kaydolmuştum, ama okuma yazmayı erken öğrenmiş olmanın da rahatlığıyla anne ve babamın sınıfları arasında istediğim sınıfta zaman geçiriyordum. Zaten sadece iki ayrı sınıf vardı, birisinde birinci, ikinci ve üçüncü sınıflar; diğerinde ise dördüncü ve beşinci sınıflar öğrenim görüyordu. Bu ilginç okul hayatımın dışında dünyama o sene bir de televizyon eklenmişti. Asıl olarak ben radyodan çok hoşlanıyordum, ama bu yenilik de keyifliydi. Daha önce dayımın evinde ve köyün kahvesinde gördüğüm televizyonda çıkan her şeyin izlendiği bu dönemde en önemli şeylerden birisi de Avrupa Kupalarındaki finallerdi.

 

Şampiyon Kulüpler Kupası Finali

1980-81 sezonunda Şampiyon Kulüpler Kupası’nda finali Liverpool ile Real Madrid arasında oynanıyordu.

Liverpool, OPS (Finlandiya), Aberdeen (İskoçya), CSKA Sofia (Bulgaristan) ve Bayern Munchen (Federal Almanya) takımlarını eleyerek finale gelmişti ve bunu yaparken de 8 karşılaşmada hiç kaybetmeden 23 gol atıp kalesinde sadece 4 gol görmüştü.

Real Madrid ise finale gelinceye kadar sırasıyla Limerick United (İrlanda), Honved (Macaristan), Spartak Moscova (SSCB), Internazionale (İtalya) takımlarını geçmişti. İspanyollar finale kadar kalelerinde sadece 3 gol görmüş ve bir kez o da yarı finalde Internazionale karşısında mağlubiyet almışlardı.

Bu finalde Liverpool’un kalesinde Ray Clemence vardı ve daha sonra kulüpte son sezonu olduğunu öğrenecektim. 1967 yılından bu yana kalesinde olduğu takımına en önemli final ile veda ediyordu. Real Madrid’in kalesinde ise Agustín Rodríguez Santiago vardı. Alt yapısından bu yana kadrosunda olduğu Real Madrid’de sürekli oynayan bir kaleci olmasa da 1980-90 arasında A takımda yer almayı başarmıştı ve işte final karşılaşmasında kaledeydi.

    

Ray Clemence (sol tarafta) ve Agustín Rodríguez Santiago  (sağ tarafta)

İngiliz, İskoç, Galli ve İrlandalı oyunculardan kurulu Liverpool’da adalı olmayan bir oyuncu yoktu; İskoç Souness ve Dalglish ise yıldızlarıydı. Real Madrid’de ise del Bosque, Santillana, Camacho gibi oyuncular ön plana çıkarken iki yabancı oyuncusu vardı: Alman Uli Stielike ve İngiliz siyahi forvet Cunningham. Karşılaşmanın son dakikalarında  Kennedy’nin attığı golle 1-0 galip gelen Liverpool kupaya uzanmıştı.

Kupa Galipleri Kupası

1980-81 Sezonunda Kupa Galipleri Kupası Finali -ki şu an böyle bir kupa yok- iki ilginç takım arasında oynanıyordu.

Sovyetler Birliği’nin Dinamo Tiflis takımı finale gelinceye kadar Yunanistan’ın Kastoria, İrlanda’nın Waterford, İngiltere’nin West Ham United ve Hollanda’nın Feyenoord takımlarını elemişti ve sekiz karşılaşmada kalesinde sadece dört gol görmüştü.

Doğu Almanya’nın Carl Zeiss Jena takımı ise daha zorlu takımlarla karşılaşmıştı: Sırasıyla AS Roma (İtalya), Valencia (İspanya), Newport County (Galler) ve Benfica (Portekiz)

İki takım da bana çok ilginç gelmişti. Bir tanesi o yaşta hiçbir bilgimin olmadığı bir Doğu Alman takımıydı. Diğer takım ise Gürcü takımıydı ve Dinamo Tiflis o dönemlerde Sovyetler Birliği şampiyonluğu bile elde edebilen ve milli takıma da genelde 3-4 oyuncu veren bir takımdı.

Dinamo Tiflis takımının kalecisi Otar Gabelia ve Carl Zeiss Jena kalecisi Hans Ulrich Grapenthin de uzun yıllar takımlarının kalesini koruyan kalecilerdi. Gabelia, kariyerinin hepsini Gürcistan takımlarında geçirmişti ve bir kez Sovyetler Birliği’nde yılın kalecisi seçilirken bir kez de milli takım kalesini korumuştu. Grapenthin ise bütün kariyeri boyunca Carl Zeiss Jena’da oynamıştı ve Doğu Almanya milli kalesini de 21 kez korumuştu.

   

Hans Ulrich Grapenthin (sol tarafta) ve Otar Gabelia (sağ tarafta)

Düsseldorf’da oynanan zorlu karşılaşmada ilk yarı 0-0 tamamlanmış; ikinci yarıda önce 1-0 geriye düşen Dinamo Tiflis, Gutsayev ve Daraselia’nın golleriyle 2-1 galip gererek kupaya uzanmıştı.

Şu an bu kupa da yok bu takımlardan eser yok hatta ülkeleri yok.

 

UEFA Kupası

İngiltere’nin Ipswich Town ile Hollanda’nın AZ Alkmaar takımları UEFA Kupası finalinde karşı karşıya gelmişti. Zaten iki ayaklı final vardı, bir de bu kupada diğer iki kupadan farklı olarak bir tur fazla oynanıyordu, yani iki takım da gerçekten uzun ince bir yoldan geçmişlerdi. Ipswich Town yarı finalde o zamanların iyi takımlarından Toni Schumacher’li FC Köln’ü elemişti ve toplamda . AZ Alkmaar ise yarı finalde Fransa’nın Sochaux takımı ile karşılaşmıştı.

Bobby Robson’un menejer oldugu Ipswich Town’da kaleyi uzun yıllardır Paul Cooper koruyordu. Cooper kariyeri boyunca yaklaşık 600 karşılaşmada görev almıştı ve bunun yaklaşık 450.si Ipswich Town’daydı, çünkü İngiliz kaleci  tam 13 sezon bu kulüpte görev almıştı. İngiliz takımlarında genelde Britanya ve İrlanda adasından oyuncular oynardı; ama bu takımda Thijssen ve Mühren isminde iki Hollandalı oyuncu vardı. AZ Alkmaar’ın kalesinde ise Eddy Treijtel oynuyordu. Treijtel ise 1968-79 arasında Feyenoord’da yaklaşık 330 karşılaşmada görev aldıktan sonra AZ’ye transfer olmuş ve burada 6 sezonda 170 karşılaşmada sahaya çıkmıştı.

   

Paul Cooper (sol tarafta) ve Eddy Treijtel (sağ tarafta)

İki tecrübeli ve istikrarlı kalecinin yer aldığı karşılaşmalar gollü geçmişti. İlk karşılaşmayı Ipswich Town 3-0 kazanırken, ikincisini AZ Alkmaar 4-2 galip bitirmiş ve toplamda 5-4 ile Ipswich Town kupaya uzanmıştı.

O dönemlerde neredeyse bütün kupaları İngilizler kazanırdı, ya da finalde olurlardı ve bunu sadece büyük İngiliz takımları değil Ipswich Town gibi takımlar da yapardı.

***

1981-82 SEZONU

Tire’nin Alacalı köyündeki son günlerimdeydim, çünkü o yaz Tire’ye taşınacaktık. Bunun heyecanı ve karmaşık duyguları içinde Avrupa Kupalarında ikinci ve daha bilinçli bir sezon sonunu yaşıyordum.

Şampiyon Kulüpler Kupası

1981-82 Finalinde İngiltere’nin Aston Villa (İngiltere) ve Federal Almanya’nın Bayern Münih takımları karşıya gelmişti.

Aston Villa, Reykjavik (İzlanda), Dinamo Berlin (Doğu Almanya), Dinamo Kiev (SSCB) ve Anderlecht (Belçika) takımlarını eleyerek finale gelmişti ve bunu yaparken de kalesinde sadece 2 gol görmüştü.

Bayern Münih finale gelinceye kadar sırasıyla Östers (İsveç), Benfica (Portekiz), Universitatea Craiova (Romanya), CSKA Sofia (Bulgaristan) takımlarını geçmişti. Onlarda yarı finale kadar sadece 2 gol yemişler ancak o dönemin Doğu Blogunun güçlü takımlarından CSKA Sofya’ya 4-3 yenilince az gol yeme alışkanlıkları bir anda bozulmuştu. İkinci karşılaşmayı 4-0 alarak yine de finale yükselmişlerdi.

Aston Villa kalecisi Jimmy Rimmer 9.dakikada sakatlanınca kaleye Nigel Spink geçmişti.  O gün sonradan oyuna giren Spink genç bir kaleciydi, ama ilerleyen dönemde 1996 yılına kadar Aston Villa forması giyecekti.  Bayern Münih kalesinde ise Manfred Müller vardı. Ancak Müller takımda 5 sezon kalmasına rağmen aslında Sepp Maier ve Jean Marie Pfaff arasındaki bir dönemde bir geçiş kalecisiydi.

      

Nigel Spink (sol tarafta) ve Manfred Müller (sağ tarafta)

Karşılaşmanın sonucuna gelince Witke’nin ikinci yarıdaki tek golüyle Aston Villa en büyük kupaya uzanıyor ve o yıllardaki İngiliz takımları üstünlüğünü devam ettiriyordu.

Kupa Galipleri Kupası

İspanya’nın Barcelona ve Belçika’nın Standard Liege takımları karşı karşıya gelirken Real Madrid’den sonra yeni bir İspanyol takımı ile karşılaşmıştım. Ancak henüz aralarındaki büyük rekabetten haberdar değildim ya da Katalan kavramından.

Barcelona yarı finalde Tottenham Hotspur takımını, Standard Liege ise bir önceki yılın Kupa Galipleri Kupası Şampiyonu Dinamo Tiflis takımını elemişti. Ancak eleme turlarının geneline bakıldığında Barcelona’nın oldukça zorlandığı görülürken Standard Liege çok üstün bir performans göstermişti.

Barcelona’nın kalesinde tecrübeli Urruti oynuyordu. Tam adı Francisco Javier González Urruticoechea olan Bask kaleci La Liga’da sırasıyla Real Sociedad, Espanol ve Barcelona kalesinde 16 yılda 300’den fazla karşılaşmaya çıkmıştı ve bir önceki sezon İspanya’da yılın oyuncusu seçilmişti. 2001’de ise sadece 49 yaşındayken bir trafik kazasında hayatını kaybetmişti. Standard Liege’in kalesinde ise o zaman henüz çok genç olan Michel Preud’homme vardı. Belçikalı kalecinin kariyeri iniş çıkışlarla ama dünyanın en iyi kalecisi seçilmeye kadar giden bir kariyer olacaktı.

Standard Liege karşılaşmanın başında Vandermissen’in golüyle öne geçereken Danimarkalı Simonsen Barcelona’ya beraberliği getirmişti. İlk yarısı 1-1 biten karşılaşmanın ikinci yarısında Quini’nin attığı golle öne geçen Barcelona üstünlüğü karşılaşmanın sonuna kadar korumuştu.

UEFA Kupası

Finalde İsveç’ten IFK Göteborg ve Federal Almanya’dan Hamburger SV takımları vardı.  Çocukluğumun iki önemli takımı.

IFK Göteborg sırasıyla Valkeakosken Haka (Finlandiya), Sturm Graz (Avusturya), Dinamo Bükreş (Romanya), Valencia (İspanya) ve Kaiserslautern (Batı Almanya) takımlarını eleyerek finale gelmişti. Bu süreçte 10 karşılaşmada hiç yenilmemiş ve sadece 3 beraberlik almıştı. Hamburg ise Utrecht (Hollanda), Bordeaux (Fransa), Aberdeen (İskoçya), Neuchatel Xamax (isviçre) ve Radnicki (Yugoslavya) takımlarını saf dışı bırakırken her turda biraz zorlanmıştı.

Göteborg’un kalesinde Thomas Wernersson ve Hamburg’un kalesinde ise Uli Stein vardı. Stein Hamburg ve sonrasında Eintracht Frankfurt formaları ile efsane olmuş aykırı bir kaleciydi. Uyum göstermek için uğraşmazdı.

Uli Stein (Hamburg)

Göteborg her iki karşılaşmayı 1-0 ve 3-0 kazanarak şampiyonluğa ulaşırken kupa boyunca olan üstün performansını finale de taşımıştı.

 

***

1982-83 SEZONU

Köyden Tire’ye taşındıktan sonra ilk yılım benim için oldukça zorlu geçmişti. Daha önce sadece anne ve babamın öğretmen olduğu köy ilkokulundayken şimdi farklı bir öğretmenim vardı. Mahallede edindiğim yeni arkadaşlarım ile birlikte aynı okula gitmiştim. Bu şartlarda hem mahalledeki hayatıma hem de okula aynı zamanda alışma fırsatı bulmuştum ve dördüncü sınıfı bitirmek üzereydim. Okulun sonları yaklaşırken Avrupa Kupalarında da finaller başlamıştı.

Şampiyon Kulüpler Kupası

1982 Dünya Kupası Finalinde oynayan iki ülkenin şampiyonu Şampiyon Kulüpler Kupası finalinde karşı karşıya gelmişti. Bir yanda Juventus ki neredeyse İtalya milli takımını oluşturuyorlardı ve İtalyan oyunculara Fransız Platini ile Polonyalı Boniek eklenmişti. Kalede Dino Zoff kariyerinin sonundaydı. Diğer yanda ise bildiğimiz ismiyle Hamburg’da Magath ve Hrubesch gibi ünlü oyuncular vardı. Kalede ise o dönemin renkli kalecilerinden Uli Stein.

Dino Zoff (Juventus)

Hamburg, Dinamo Berlin (Doğu Almanya), Olimpiyakos (Yunanistan) ve Dinamo Kiev (SSCB)‘i eleyerek yarı finale gelmiş, orada da Luis Arconada‘nın kalecisi olduğu İspanyol Real Sociedad‘ı geçmişti. Bunu yaparken sadece bir kez yenilmişlerdi.

Juventus ise Hvidovre (Danimarka), Standard Liege (Belçika), Aston Villa (İngiltere)‘yi eledikten sonra yarı finalde Jozef Mlynarczyk‘in kalesini koruduğu Widzew Lodz‘u geçmiştir. Onlar hiç yenilmeden finale gelmişlerdi.

Hamburg karşılaşmaya hızlı başlamış ve Magath’ın bu golü ile 1-0 öne geçmişti.  Zoff topu ancak kalede görebilmişti.Magath’ın golüne karşılık vermek için Juventus karşılaşma boyunca uğraşmış ama bir türlü Hamburg kalecisi Uli Stein’i geçememişlerdi.

Kupa Galipleri Kupası

Yine bir finalde İspanya’dan Real Madrid takımı varken karşısında İskoçya’dan Aberdeen yer almıştı.

O dönemlerde İskoçya’da Glasgow Rangers ve Celtic değil, Aberdeen önde geliyordu ve bunun en önemli sebeplerinden birisi Teknik Direktörleri’nin Sir Alex Ferguson olmasıydı. Bu final 1978-86 yılları arasında takımın başında olan Ferguson’ın ilk büyük finaliydi.

Aberdeen finale kadar Sion (İsviçre), Dinamo Tiran (Arnavutluk), Lech Poznan (Polonya), Bayern Münih (F.Almanya), Waterschei Thor (Belçika) takımlarını elerken sadece Thor takımına kaybetmişti.

Real Madrid tarafına baktığımızda ise o takımın başında yine Real Madrid ile efsane olmuş Alredo di Stefano teknik direktör olarak bulunuyordu.

Real Madrid finale kadar Baia Mare (Romanya), Ujpesti Dózsa (Macaristan), Inter (İtalya) ve Austia Wien (Avusturya) takımlarını elemişti.  Finale kadar da hiç bir maçı kaybetmemişti.

Real Madrid kalesinde yine Agustin oynarken Aberdeen’de Jim Leighton kaledeydi. Leighton uzun yıllar İskoçya milli takımını korudu. 24 yaşında başladığı milli takım kaleciliğini 40 yaşında 91 kez milli olarak tamamlamıştı. Ferguson onu Manchester United’a gittiğinde de takımına çağıracaktı. Aberdeen’de ilk dönemi olan 1977-88 arasında yaklaşık 300 karşılaşmaya çıkan Leighton, çok da iyi geçmeyen 3 yıllık İngiltere macerasından sonra İskoçya’ya döndüğünde önce Hibernian’da oynayacak ve yine Aberdeen’de 42 yaşında kariyerini sonlandırdı.

Jim Leighton (Aberdeen)

Karşılaşmanın normal süresi Aberdeen’den Black’in golüne Real Madrid’in Juanito’nun penaltı golüyle cevap vermesiyle 1-1 sona erdi. Uzatmalarda Hewitt’in golü karşısında Real Madrid kalecisi Agustin çaresiz kalacak ve kupaya Aberdeen uzanacaktı. Sir Alex Ferguson o zaman henüz Sir değildi ve ilk büyük kupasını kazanacaktı.

UEFA Kupası

Belçika’nın Anderlecht ve Portekiz’in Benfica takımları karşı karşıya gelmişti.

Anderlecht o dönemlerde hem Belçika milli takımının temelini oluşturuyordu hem de Avrupa’da her zaman üst turları zorluyordu. Vercauteren, Vandenbergh, Czernatynski gibi milli oyuncuları vardı.

Anderlecht sırasıyla Kuopio (Finlandiya), FC Porto (Portekiz), Sarajevo (Yugoslavya), Valencia (İspanya) ve Bohemians Praha (Çekoslovakya) takımlarını elerken 10 karşılaşmada 27 gol atmışlardı. Bütün takımlara 4 ile 6 arasında gol atmışlardı.

Benfica ise yine sırasıyla Real Betis (ispanya), Lokeren (Belçika),  FC Zürich (İsviçre), Roma (İtalya) ve Universitatea Craiova (Romanya) takımlarını eleyerek finale gelmişti. Benfica, Anderlecht’ten farklı olarak hemen hemen her turda oldukça zorlanmıştı.

Benfica da eski ihtişamlı günlerinde olmasa da yine Portekiz’in iyi takımlarındandı ve kalelerinde Portekiz milli takımının kalecisi Manuel Bento vardı. Anderlecht’in kalecisi de Pfaff’dan milli takım formasını kapmaya çalışan Jacky Munaron‘du.

    

Jacky Munaron (sol tarafta) ve Manuel Bento (sap tarafta)

İlk karşılaşma çok kısa bir süre sonra ne yazık ki bir faciaya ev sahipliği yapacak olan Belçika’nın Heysel Stadyumu’nda oynanmış ve Anderlecht 1-0 galip gelmişti. İkinci karşılaşmada Benfica öne geçecek ama iki dakika sonra gelen Anderlecht golü umutlarını suya düşürecekti. 1-1’lik sonuçla kupaya Anderlecht uzanmıştı.

Anderlecht daha önce de 70.li yılların sonunda iki kez Kupa Galipleri Kupası’nı kazanmıştı bu da üçüncü kupalarıydı.

***

1983-84 SEZONU

Şampiyon Kulüpler Kupası

O dönemlerde sık sık olduğu üzere yine bir İngiliz ve bir İtalyan takımı finalde karşı karşıya gelmişti. İngilizleri temsilen Liverpool için bu final o yıllarda gayet doğaldı; ancak İtalyanları temsilen Roma büyük bir atılım geçirmiş; İtalya şampiyonu olmuş ve Şampiyon Kulüpler Kupasında finale kadar gelmişti.

Liverpool, Odense (Danimarka), Athletic Bilbao (İspanya) ve Benfica (Portekiz)’i eleyerek yarı finale gelmiş, orada da Romanya’nın Dinamo Bükreş takımını her iki karşılaşmada yenerek geçmişti. Bunu yaparken sadece bir kez berabere kalmışlar ve kalelerinde sadece 2 gol görmüşlerdi.

Roma ise Göteborg (İsveç), CSKA Sofia (Bulgaristan), Dinamo Berlin (Doğu Almanya)’i eledikten sonra yarı finalde Dundee United’ı geçmişti. Onlar biraz daha zorlanarak finale gelmişlerdi.

Liverpool’un kalesinde kaleyi Ray Clemence’den devralan Zimbabweli Bruce Grobbelear vardı ve ilk büyük Avrupa Kupası finalini oynuyordu. Roma’nın kalesinde ise Franco Tancredi yer almıştı. Tancredi, 1977-1990 arasında yaklaşık 300 karşılaşmada Roma kalesindeydi ve 12 kez de milli takım forması giymişti.

   

Bruce Grobbelear (sol tarafta) ve Franco Tancredi (sağ tarafta)

Liverpool  karşılaşmanın başında Neal’in golü ile 1-0 öne geçmişti.  Devrenin sonlarına doğru Pruzzo’nun golü beraberliği getirmişti. Penaltılara giden karşılaşmada Liverpool 4-2 üstün gelirken kalecileri Grobbelear’ın penaltılar sırasındaki ilginç hareketleri karşılaşmaya damga vurmuştu.

Kupa Galipleri Kupası

 

Juventus, Lechia Gdansk (Polonya), Paris Saint Germain (İspanya), Valkeakosken Haka (Finlandiya)’yı eleyerek yarı finale gelmiş, Manchester United’ı zorlanarak geçmişti. Bunu yaparken hiç kaybetmemişlerdi.

Porto ise Dinamo Zagrep (Yugoslavya), Glasgow Rangers (İskoçya), Shakhtyor Donetsk (Sovyetler Birliği)’ni eledikten sonra yarı finalde bir başka İskoç takımı Aberdeen’i her iki karşılaşmada yenerek finale çıkmıştı.

Juventus’un kalesinde artık Stefano Tacconi vardı ve 26 yaşında geldiği takımda 35 yaşına kadar kaleyi koruyacaktı. Porto’nun kalesinde ise Ze Beto oynamıştı. Ze Beto da 1978 – 90 arasında toplam 120 karşılaşmada Porto kalesini korumuştu.

    

Stefano Tacconi (sol tarafta) ve Ze Beto (sağ tarafta)

Finalde Vignola ve Sousa’nın karşılıklı golleri ile devam eden karşılaşmada ilk yarının sonlarında sahneye Boniek çıkmış ve kupayı 2-1 ile Juventus’a getirmişti.

 

UEFA Kupası

Belçika’nın Anderlecht ve Tottenham Hotspur takımları karşı karşıya gelmişti.

Anderlecht üst üste ikinci kez UEFA Kupası finalindeydi. O dönemlerde finaller İngiliz takımları olmadan düşünülemezdi ve Tottenham Hotspur da rakibiydi.

Anderlecht finale gelirken Bryne (Norveç), Banik Ostrava (Çekoslovakya), Lens (Fransa), Spartak Moskova (Sovyetler Birliği) ve yarı finalde bir başka İngiliz takımı Nottingham Forest‘i elemişti.

Tottenham Hotspur ise İrlanda’nın Drogheda United, Hollanda’nın Feyenoord, Federal Almanya’nın Bayern Münih, Avusturya’nın Austria Wien ve yarı finalde Yugoslavya’nın Hajduk Split takımlarını geçerek finale gelmişti.

Her iki takım da ilk turları kolay geçtikten sonra özellikle çeyrek final ve yarı finallerde çok zorlanmıştı.

Ünlü Ray Clemence sakat olduğu için Tottenham Hotspur’un kalesinde Tony Parks vardı. Parks uzun yıllar Tottenham’da yedek kaleci olduktan sonra takım takım dolaşmıştı. Anderlecht’in kalecisi de Pfaff’dan milli takım formasını kapmaya çalışan Jacky Munaron’du.

Tony Parks (Tottenham Hotspur)

Her iki karşılaşma da 1 – 1 sona ermiş ve son derece çekişmeli geçen final süreci sonunda penaltılarla Tottenham Hotspur kupaya uzanmıştı.

 

 

 

***

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir