1.El Divino – Ricardo Zamora

1901 yılında Barcelona’da dünyaya gelmiş Katalan bir kaleci olan Ricardo Zamora futbola Universitari CD’de başlamıştı. 15 yaşında Espanol takımına geçen Zamora buradaki ilk döneminde üç sezon geçirip Barcelona’ya geçecekti. Orada da üç yıl oynadıktan sonra tekrar Espanol’a dönen Zamora sekiz yıl daha Espanol kalesinde oynayacaktı. İki kulüp arasında paylaşılamayan bir oyuncuydu ve bu kulüplerde geçirdiği 14 yılda birçok Katalonya şampiyonluğu yaşamıştı. Zamora’nın Barcelona değil de Espanol’u tercih etmesinin en önemli sebeplerinden birisi Katalan değil de İspanyol yanlısı düşüncelere sahip olmasıydı. Doğal olarak Barcelona taraftarları tarafından pek sevgi dolu karşılanmamıştı.

1930 yılında Real Madrid macerası başlayan Zamora, 6 yıl da bu kulüp için mücadele vermiş ve İspanya şampiyonlukları kazanmıştı. Döneminde kıta Avrupasında en çok kazanan oyuncu olarak bilinen ve bir sezon da Fransa’da Nice forması giydikten sonra futbola veda eden Zamora 46 kez İspanya milli takımının, 13 kez de Katalonya karmasının formasını giymişti. Ticari zekası da çok geliştiği söylenen efsane kaleci, bir başka efsane kaleci Jose Angel Iribar sahneye çıkıncaya kadar milli formayı en çok giyen oyuncuydu.

Zamora Nasıl Bir Kaleciydi?

1978 yılında hayata veda eden ve El Divino (İlahi) takma adı verilen Zamora, bir şapka ve beyaz bir polo kazak giyerdi ve buna sebep olarak bu kıyafetlerin onu güneşten koruduğunu  ifade ederdi. İlahi denmesinin sebebi oyuna ilahi bir müdahalesinin olduğuna inanılmasıydı. Atletik, hızlı reaksiyonları olan, şutları karşılama yeteneği üst düzey olan ve cesur bir kaleci olarak biliniyordu. Döneminin en iyi kalecileri arasında gösterilen Ricardo Zamora 1999 yılında IFFHS yani International Federation of Football History & Statistics (Uluslararası Futbol Tarihi ve İstatistik Federasyonu) tarafından 20.yüzyılın en iyi beşinci kalecisi seçilmişti. 1958’den beri Marca gazetesi kendi adına ligin en az gol yeme ortalamasına sahip kalecilerine Ricardo Zamora Ödülünü vermektedir.

 

Bir kalecinin bu ödüle hak kazanabilmesi için, ligde en az 28 karşılaşmada oynamış olması ve bir karşılaşmının bu hesaplamaya dahil edilebilmesi için de kalecinin en az 60 dakika sahada kalması gerekmektedir. Hesaplama yapılırken kalecinin 60 dakikadan az kalede kaldığında yediği goller de dahil olmak üzere bütün gollerin sayılan karşılaşma adedine bölünmesiyle ortaya çıkmaktadır. Ondalık kısımda da aynı oranda olan kaleciler olursa her birine bu ödül verilmektedir. Tahmin edileceği üzere üç sezondur bu ödülü Jan Oblak kazanmıştır.

***

2.Gianpiero Combi

1902 yılında Torino’da dünyaya gelmiş olan Gianpiero Combi 1930.ların en birkaç kalecisinden birisi olarak gösteriliyordu. Bütün kariyerini Juventus’ta geçirmiş olan İtalyan kaleci IFFHS yani International Federation of Football History & Statistics (Uluslararası Futbol Tarihi ve İstatistik Federasyonu) tarafından 20.yüzyılın en iyi ikinci İtalyan kalecisi seçilmişti ki birincisi de Dino Zoff’tu.

Juventus genç takımında başladığı kariyerindeki ilk profesyonel karşılaşması 1922 yılında Milan karşısındaydı. 13 sezonda 351 kez formasını giyeceği Juventus ile beş şampiyonluk yaşayacaktı ki bunların 1930-34 arasında olan 4 tanesi üst üste gerçekleşmişti.  Juventus ile ayrıca 2 kez Uluslararası Orta Avrupa Kupası’nı kazanmıştı. Bu kupa da dahil oynadığı 370 karşılaşma uzun yıllar Juventus için en fazla oynayan kaleci rekoru olmuştu. Rekor Dino Zoff tarafından kırılmıştı ki şu an Gianliugi Buffon’dadır. Combi’yi geçen bir diğer kaleci de Stefano Tacconi’dir.

Combi ve Dünya Kupası

İlk milli karşılaşmasına 21 yaşındayken Macaristan karşısında çıkan Combi, İtalya milli takımı ile 1928 Olimpiyat Oyunlarında bronz madalya kazanırken bu madalya İtalya’nın uluslarası ilk başarısıydı. Juventus’tan takım arkadaşları olan savunma oyuncuları Virginio Rosetta ve Umberto Caligaris yıllarca milli takımda da adeta bir duvar kuran Combi ile İtalya 1934 Dünya Kupasında beklenen başarının elde edilmesinde büyük pay sahibiydi. Combi artık 31 yaşındaydı ve onun için de önemli bir fırsattı. İlk karşılaşmada Amerika Birleşik Devletlerine karşı farklı kazanan İtalyanlar ikinci karşılaşmada İspanya ile uzatmada da 1-1 berabere kalınca o zamanki statü gereği ikinci karşılaşma oynanmıştı. Meazza’nın golüyle 1-0 kazanan İtalya yarı finalde Avusturya ile karşılaşmıştı. Dört ay önce Torino’da 4-2 yenildikleri Harika Takım denilen bu takıma karşı 1-0 kazanarak finale yükselen İtalyanların rakibi Çekoslovakya olmuştu. Normal süresi 1-1 biten karşılaşmad uzatmalarda kazanan İtalya böylece şampiyonluğa ulaşmıştı. Kaptan Gianpiero Combi 510 dakikada sadece 3 gol yerken şampiyonluk kupasını Benito Mussolini’nin elinden almıştı. İtalyan oyuncuların kendi mücadeleleri bir yana ama bu kupa ve takip eden kupada Mussolini’nin müdahaleleri olduğu günümüzde bile hala konuşulmaktadır.

Combi (solda), Zamora (sağda) ile bir karşılaşma öncesinde.

Combi’nin çok akıllı olduğu büyüleyici bir tarzı olduğu söylenir. Mükemmel tekniği ile şutları durdurma yeteneği çok yüksek olan ünlü kalecinin yakın zamanda ancak Buffon tarafından kırılabilmiş olan 934 dakika ile İtalya Liginin en uzun süre gol yememe rekoru bulunmaktadır.

***

3.The Cat of Prague – František Plánička

Siyah Beyaz Dönemlerde üçüncü kalecimiz olan Çekoslovak František Plánička 1904 yılında Prag’da dünyaya geldi.

Plánička, kariyerinin tamamının doğduğu şehir olan Prag’da geçirdi. Kariyerinin başlangıcında, Plánička Slovan Praha VII, Union VII, Staroměstský SK Olympia ve SK Bubeneč kulüpleri için oynadıktan sonra 1923’ten 1938’e kadar aralıksız olarak Slavia Prag’da oynadı.

1934 Dünya Kupası

Plánička, 73 kez Çekoslovakya milli takımının kalesinde yer almıştı ve bu, o dönem için bir dünya rekoruydu. Çekoslovakya’nın 1934 Dünya Kupası’na katılırken Plánička takım kaptanıydı. Birinci turda Romanya ve çeyrek finalde İsviçre’yi yenmişler; yarı finalde de Almanlar 3-1 ile geçmişlerdi.  Çekoslovakya, finalde bir başka büyük kaleci Giampiero Combi’ye de sahip olan İtalya’ya karşı oynamıştı. Çekler, Antonin Puč’in golüyle 71’inci dakikada öne geçti, ancak on dakika sonra Raimundo Orsi’nin golüyle karşılaşma uzatmalara gitmiş ve Angelo Schiavio’nun golüyle ev sahibi İtalyanlar zafere ulaşmıştı.

Combi (solda), Plánička (sağda) ile bir karşılaşma öncesinde.

1938 Dünya Kupası

1938’de Nazi Almanyası Çekoslovakya’yı işgal ederken, Plánička ile Çekler tekrar Dünya Kupası’ndaydılar. İlk turda, üç golle Hollanda’yı 3-0 geçmişler ve ikinci turda tarihe  “Kupa Savaşı” olarak geçen Dünya Kupası tarihindeki en şiddetli maçlardan birisini oynadıkları Brezilya ile karşılaşmışlardı. Bir Çek ve iki Brezilyalı oyundan atılırken iki takımın oyuncuları ciddi yaralanmalar yaşamıştı. Plánička bir çarpışma sonrası kırık bir kolla karşılaşmayı tamamlamış ama sahadan ayrılmamıştı. Uzatmalarda da 1-1.lik sonuç değişmeyince o zamanki statü gereği ikinci karşılaşma oynanmıştı. Plánička ile forvet Nejedlý ve Antonín Puč sahada olmadan Çekoslovakya 2–1 kaybetmiş ve elenmişti.

Plánička Nasıl Bir Kaleciydi?

Plánička, Çekoslovakya’nın Brezilya’ya karşı oynadığı 1938 Dünya Kupası maçında ciddi bir sakatlık geçirmesine rağmen sahada kalacak ölçüde cesur bir oyuncuydu. 1.72.lik boyu ile bir kaleci için kısa sayılabilecek birisi olmasına rağmen etkili bir şut kurtarıcıydı ve akrobatik tarzı ona Prag’ın Kedisi takma adını kazandırdı. Harika reaksiyonları ve şutları durdurma yetenekleri olan bir kaleciyken aynı zamanda sportmen bir kişilikti. Bir kez bile kart görmemişti ve 1985 yılında UNESCO Uluslararası Fair Play Ödülü’ne layık görüldü.

Kendi kuşağının en büyük kalecilerinden biri olarak kabul edilen Plánička 1999’da IFFHS (Uluslararası Futbol Tarihi ve İstatistik Federasyonu) tarafından 20.yüzyılın en iyi Çek kalecisi seçildi. Aynı zamanda yine 20.yüzyılın Avrupa’daki en iyi altıncı ve dünyada da dokuzuncu seçilmişti.  Daha önce bahsettiğim İspanyol Ricardo Zamora ve İtalyan Gianpiero Combi ile akran olan Plánička hem tarihin hem de bir dönemin en büyük kalecileri arasındaydı.

 

4.El Buzo – Andrés Mazali

1902 yılında Uruguay’ın başkenti Montevideo’da dünyaya gelen Andres Mazali, bütün kariyeri boyunca ülkesinin önemli kulüplerinden birisi olan Nacional’de kalecilik yaptı. 1919 yılında Nacional kalesinde oynamaya başlayan Mazali 22 yaşında ilk milli takım tecrübesini yaşamıştı.

1924 Olimpiyatları

1924 Paris Olimpiyat Oyunlarında Mazali’li Uruguay sırasıyla Yugoslavya’yı 7-0, ABD’yi 3-0 ve Fransa’yı 5-1 yenerek yarı finale gelmişti. Yarı finaldeki Hollanda karşılaşmasında geriye düşmelerine rağmen 2-1 kazanarak finale çıkmışlardı. Finalde bu sefer de İsviçre’yi 3-0 gibi net bir sonuçla geçen Uruguay, Güney Amerika şampiyonluklarından sonra ilk kez dünya çapında bir başarıya ulaşmıştı. Türkiye de bu olimpiyatlara katılmış, ancak ilk turda Çekoslovakya’ya 5-2 yenilerek elenirken kalede Nedim Kaleci oynamıştı.

1928 Olimpiyatları

1926’da bir kez daha Güney Amerika şampiyonu olan Uruguay, 1927’de ise ikinci olduktan sonra 1928 Amsterdam Olimpiyatları’na katılırken Mazali ile yine iddialıydı. Türkiye bu turnuvada da vardı, ancak bu sefer de Mısır’a 7-1 kaybederek elene miili takımda bu sefer kalede Ulvi Yenal oynamıştı. Uruguay ise sırasıyla Hollanda’yı 2-0, Almanya’yı 4-1, İtalya’yı 3-2 ile geçerek finale gelmişti. Finalde ezeli rakibi Arjantin ile karşılaşmışlar ve 1-1 sonrasında final ikinci kez oynanmıştı. Bu sefer 2-1 galip gelen Uruguay ikinci kez üst üste Olimpiyat şampiyonu olmuştu.

1930 Dünya Kupası

Ligde takımı ile kariyeri boyunca birçok başarıya ulaşan ve 1929 Güney Amerika Şampiyonasında üçüncülük elde eden Mazali’nin ilk kez düzenlenecek olan 1930 Dünya Kupasında da kalede olması bekleniyordu. Ancak Mazali’nin milli takımın kampta olduğu otelden izinsiz olarak ayrılması üzerine takımdan kovulmasıyla bu hayali sona ermişti. Alberto Suppici onun yerine Rampla Juniors takımından Enrique Ballesteros’u oynatmıştı.

“El Buzo” yani “Dalgıç” lakaplı Mazali, başka sporlarla da ilginenen ilgnç bir adamdı. 400 metre engellide Güney Amerika şampiyonluğu bulunurlen 6 yıl Olimpia basketbol takımında da oynamış ve 1923 yılında Uruguay şampiyonluğunu kazanmıştı.

 

5.James (Joe) Kennaway

Siyah Beyaz Dönem Kalecilerinde beşinci kalecimiz James Kennaway. Kanada’da doğan yıllarca İskoçya’da Celtic’in kalesini koruyan bir kaleci. Daha önce Ricardo Zamora (İspanya), Gianpiero Combi (İtaşya), Frantisek Planicka (Çekoslovakya), Andres Mazali (Uruguay)’dan bahsetmiştik.

Kanada ve Amerika Günleri

James ya da günlük kullanımdaki adıyla Joe Kennaway, 1905 yılında Kanada’nın Montreal şehrinde dünyaya gelmişti. Futbola Kanada’da başlayan Kennaway, Pasifik Demiryolları takımı olan Montreal CPR’de oynadıktan sonra 1927’de Amerika Birleşik Devletleri’nde Providence F.C.’ye transfer olmuştu. Kennaway aslında 4 yıl boyunca bu takımda oynamıştı; ancak kulübün adı sürekli değişmişti. Önce Providence Gold Bugs oldu, daha sonra yeni sahibi Massachusetts’e taşıdı ve kulübün adını Fall River olarak değiştirmişti. Daha sonra kulüp yine el değiştirdi ve adı New Bedford Whalers oldu. Kennaway tüm bu değişimlerle takımda kalmıştı.

İskoçya Günleri

Joe Kennaway’ın Fall River formasıyla 1931’de Celtic’e oynadıkları bir karşılaşmadaki mükemmel performansı ile dört yılın sonunda İskoçya’nın Celtic takımına transfer olmuştu.  Tm 9 sezon boyunca bu ünlü takımda forma giymiş ve o dönemler için rekor sayılabilecek 300’e yakın karşılaşmada görev almıştı. Şampiyonluklar yaşadığı kulübünde 83 karşılaşmayı gol yemeden tamamlamıştı.

Kennaway, Amerika Birleşik Devletleri’nde oynadığı dönemde Kanada milli takımı forması giydikten sonra Celtic’de oynarken bir kez Avusturya’ya karşı İskoçya milli takımımın kalesini korumuştu. Bu karşılaşmadan sonra da İskoç milli takımı için oynamasına diğer ülkeler engel olmuştur. Gerekçe olarak da Kanadalı birisinin İskoçya için oynayamayacağıdır. İlginç olan ise Joe Kennaway; Amerika Birleşik Devletleri’nde o ülkenin vatandaşı olarak hayata veda etmiştir. IFFHS (Uluslararası Futbol Tarihi ve İstatistik Federasyonu) tarafında Kuzey ve Orta Amerika’da 20.yüzyılın en iyi 7.kalecisi seçilmiştir.

 

***

6.Harry Hibbs

Siyah Beyaz Dönem Kalecilerinde altıncı kalecimiz İngiltere’den Harry Hibbs. Nihayet futbolun beşiğine geldik.  Daha önce Ricardo Zamora (İspanya), Gianpiero Combi (İtalya), Frantisek Planicka (Çekoslovakya), Andres Mazali (Uruguay), Joe Kennaway (Kanada-İskoçya)’dan bahsetmiştik.

Hibbs, 1906 yılında Wilnecote, Staffordshire’da doğdu ve bir tesisatçı olarak çalışırken yerel kulüpler Wilnecote Holy Trinity ve Tamworth Castle’de oynadı. 17 yaşındayken Birmingham City’nin dikkatini çekti ve denemelere alınan genç kaleci ile 1924 yılının Mayıs ayında profesyonel sözleşme imzalandı. Hibbs takıma katıldığında Birmingham iyi bir durumda değildi; ancak Bournemouth’dan Leslie Knighton’ın 1928 yılında teknik direktör olarak gelmesiyle takım gelişim gösterdi. Bunun sonucunda Hibbs ilk kez 1929 yılında ilk kez milli takıma çağrıldı. 1920 ile 1929 arasında seçiciler İngiltere milli takımı için 21 farklı isim denemiş ama istedikleri sonucu bir türlü alamamışlardı. Ancak Hibbs’le birlikte bu arayış sona ermiş ve 1930.ların ortalarına kadar 25 karşılaşmada ona görev vermişlerdi.

1931 yılında Birmingham, West Bromwich Albion ile FA Cup finali oynarken kalede yine Harry Hibbs vardı. Karşı takımda ise Hibbs’in kuzeni Harod Pearson oynarken ikisi birlikte 1932 yılında İskoçya’ya karşı milli takımda oynayacaklardı. Kariyeri 2.Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte Birmingham kalesinde yaklaşık 400 karşılaşma oynadıktan sonra biten Harry Hibbs IFFHS (Uluslararası Futbol Tarihi ve İstatistik Federasyonu) tarafından İngiltere’nin 20.yüzyılın en iyi 6.kalecisi seçilmiştir.