Ülkemizden kaleci hikayelere cumhuriyetin ilk dönemlerinden kalecilerle başlıyoruz.

Milli takımızın ilk karşılaşması ve Nedim Kaleci en önde.

1.Nedim Kaleci

Ve ilk kaleci de ilk milli maçımızda kalede yer almış olan ve bu özelliği ile de tarihe geçen Nedim Kaleci. Evet 1923 yılında 2-2 sona eren ilk milli karşılaşmada oynayan kaleci Nedim’e ilerleyen dönemlerde Atatürk tarafından Kaleci soyadı verilmiştir.
Nedim, 1900 yılında İstanbul’da dünyaya gelmiştir. 1919-26 yılları arasında o zamanlar İstanbul takımları arasında yer alan Altınordu İdman Yurdu’nda oynayan kalecimiz daha sonra Fenerbahçeye transfer olmuş ve 1931 yılına kadar da forma giymiştir.
Milli formayı 5 kez giyen Nedim Kaleci, 1924 Paris Olimpiyatları’na katılan takımın kalesinde yer almıştır.

***

2.Hamit Akbay

1900 yılında dünyaya gelmiştir.  Süleymaniye takımında futbola başlamıştır ve bu takımda oynarken 19 Haziran 1924’te oynanan ve Türkiye’nin Estonya’yı Tallinn 4-1 yendiği karşılaşmada ilk kez A millî olmuştur ki bu Türkiye’nin dördüncü milli karşılaşmasıdır. Daha önceki 3 karşılaşmada ise Nedim Kaleci oynamıştır.

1924 Paris Yaz Olimpiyatları’na katılan milli takımın kadrosunda da yer alan Hamit Akbay daha sonra askerlik sırasında Muhafızgücü takımında görev yapmış; askerlik sonrası ise Fenerbahçe’ye transfer olmuştur.

Nedim Kaleci ile aynı dönemlerde Fenerbahçe kadrosunda yer alan Hamit Akbay kısa futbol kariyerine 6 kez milli formayı giyerek sonlandırmıştır. Bu karşılaşmalarda milli takım 3 galibiyet ve 3 mağlubiyet almıştır.

***

3.Ulvi Ziya Yenal

Milli takımızın üçüncü kalecisi Ulvi Ziya Yenal.

Daha önce Nedim Kaleci ve Hamit Akbay’dan bahsetmiştik. 10 Nisan 1908’de Selanik’de ressam Rıza Bey’in oğlu olarak dünyaya gelen Ulvi Ziya 1927’de Galatasaray Lisesi’ni, 1935’te Yüksek İktisat ve Ticaret Mektebi’ni bitirmiştir. Futbola Galatasaray Lisesi’nde başlayan ve 1925’te kaleci olarak Galatasaray Spor Kulübü futbol takımına giren Ulvi Ziya Yenal, 1928 Yaz Olimpiyatları’nda Türk milli takımının kalesini korumuştur. Galatasaray’da 4 kere İstanbul Ligi Şampiyonluğu gören ayrıca Gençlerbirliği ve İsviçre’nin Servette FC takımında oynayan Ulvi Ziya Yenal 6 kez milli takımın kalesini korumuştur. 1926-28 arasındaki bu karşılaşmalarda milli takım 1 galibiyet, 1 beraberlik ve 4 yenilgi almıştır. Futbolu bıraktıktan sonra üç dönem (1953-1954, 1962-1963 ve 1963-1965) Galatasaray Spor Kulübü’nün başkanlığını yapan Yenal, Türkiye Futbol Federasyonu ve Tenis Federasyonu başkanlığıyla Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü görevlerinde bulunmuştur.

Fotoğraf 1928 Amsterdam Olimpiyatları’na katılan milli takıma ait.

***

4.Hüsamettin Böke

Hüsamettin Böke 1910 yılında dünyaya geldi ve fıtbola Vefa takımında başladı. Burada yıldızlaştıktan sonra 1926 yılında Romanya’ya karşı ilk kez milli formayı giydi. 1931 yılında Fenerbahçe’ye transfer oldu ve 1939’a kadar yaklaşık 150 karşılaşmada sarı-lacivertli takımın kalesini korudu. Fenerbahçe’de birçok İstanbul Ligi, Türkiye Şampiyonası gibi kupalar kazanan Hüsamettin Böke, Sarı-lacivertli forma altındayken de 2 kez daha A millî olarak toplamda 3 kez millî oldu.

Fenerbahçe-Galatasaray derbisinde ilk kavga Hüsamettin Böke dönemine rastladı. Rakiplerin 1934 tarihinde yaptıkları İstanbul Ligi karşılaşması futbolcular arasında çıkan kavga nedeniyle yarıda kaldı. Taksim Stadı’nda yapılan maçın 60. dakikasında Galatasaraylı Kadri Dağ’ın, Fenerbahçeli M. Reşat Nayir’e attığı tekme ve Kadri’nin üzerine doğru koşan Fenerbahçeli Fikret Arıcan’ın, Galatasaraylı Tevfik tarafından kucaklanıp, saha kenarına atılmasıyla saha bir anda karıştı. İki takım oyuncuları arasında başlayan kavgaya tribünlerdeki seyirciler de katılınca, olaylar büyüdü. Yarıda kalan karşılaşmanın ardından Türk spor tarihinin en ağır cezalarından birisi verildi ve Fenerbahçe’den 9, Galatasaray’dan 8 futbolcu olmak üzere toplam 17 futbolcu uzun süreli cezalandırıldı. Galatasaray kenar yönetimine saldıran kaleci Hüsamettin Böke de ceza alanlar arasındaydı.

***

5.Cihat Arman

Geçmişteki yerli kalecilerle ilgili dizimizde sırada Fenerbahçe kalecisi Cihat Arman var. 1918 yılında İstanbul’da dünyaya gelen, futbola Galatasaray Lisesi’nde okurken ilgi duyan Cihat Arman babasının Ankara’ya taşınması nedeniyle öğretim hayatına bu şehirde devam etti. Cihat Arman bir kulüp takımında futbola ise 15 yaşında Gençlerbirliği’nin genç takımında başladı ve kısa zamanda A takıma yükseldi. 1936 yılında İstanbul’a Güneş Spor Kulübü’ne transfer oldu. 3 yıl oynadığı bu kulübün kapanması ile 1939 yılında Fenerbahçe’ye geçti.

Mükemmel kurtarışlarıyla “Uçan Kaleci” unvanını alan Cihat Arman sarı-lacivertli forma altında 300.den fazla sahaya çıktı. Giydiği sarı forma sebebiyle Fenerbahçe’nin kanarya sembolünü almasını sağladı ve Fenerbahçe Marşı’nda yer aldı: “Cihat’lar, Lefter’ler, Can’lar, Fikret’ler / Hala sevilen birer abidedirler”

1.Dünya Savaşı sırasında, millî maçların olmaması yüzünden millî formayı 13 yılda ancak 13 kez giyebildi. İlk kez 1936’da 17 yaşındayken Gençlerbirliği’ndeyken Yugoslavya karşısında millî formayı giyen Cihat Arman 1936 Yaz Olimpiyatları’nda Türkiye kadrosunda yer aldı ve Türkiye statü gereği tek karşılaşma oynayıp Norveç’e yenilip elenirken kaledeydi.

1948’de 2. Dünya Savaşı sonrası uluslararası futbola geri dönüldü. 23 Nisan 1948’de 11 yıl aradan sonra oynanan ilk milli karşılaşmada sahaya çıktı. Fenerbahçe kadrosunda iken ilk kez millî takıma katılan Arman, ilk kez kaptan da olmuştu. 1948 Yaz Olimpiyatları’nda yine kadroda olan Cahit Arman, bu sefer kafilenin kaptanıydı. Türkiye’nin oynadığı iki karşılaşmada da kaleyi koruyan Arman, çeyrek final gördü.

Futbolu bıraktıktan sonra spor yazarlığının yanı sıra uzun süre hem kulüplerde hem de milli takımda teknik direktörlük de yaptı. Henüz faal futbolcuyken 1949’da Suriye ile oynanan 1950 FIFA Dünya Kupası eleme karşılaşmasında takımın başındaydı. Türkiye 7-0 kazanarak Dünya Kupası’na gitme hakkını elde etmiş, ancak maddi yetersizlikler nedeniyle turnuvaya katılamamıştı.