6 Nisan 2018 Cuma günü İstanbul Film Festivali başlıyor ve ben de yıllar önce Film Festivali’nde ödül almış bir filmden bahsetmek istiyorum: Dar Alanda Kısa Paslaşmalar.

2000 yapımı ve 20. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde En İyi Türk Filmi, En İyi Türk Yönetmen (Serdar Akar) En İyi Erkek Oyuncu (Savaş Dinçel) ve Halk Jürisi Ödüllerini kazanmış bir film Dar Alanda Kısa Paslaşmalar. Yönetmen Serdar Akar, çocukluğunu ve gençliğini geçirdiği kasabayı ve ailesini anlatıyor. Filmin başrollerinde Savaş Dinçel, Rafet El Roman, Erkan Can, Müjde Ar, Sezai Aydın, Şahnaz Çakıralp ve Uğur Polat yer almış.

Esnafspor

Esnafspor adlı futbol takımı, Bursa’nın tarihi semtlerinden birinde esnaf ve mahalle sakinlerince kurulmuş olan amatör bir futbol kulübüdür. Brezilya millî futbol takımından etkilenerek benimsedikleri sarı-yeşil formaları ile, Suat, Kıvırcık, Lango, Mercimek, Ateş, Onbaşı, Alağaçlı, Paşa, Boncuk, Selçuk, Niyazi, Turgay ve diğerlerinin, yani mahallenin genç ve yaşlı insanların top koşturdukları bir takım.

Sıradan bir mahalle ve insanların içlerinde hala ilk canlılığını koruyan futbol aşkı… Ailelerin bir yandan gençleri işten alıkoyuyor diye kızdığı Hacı (Savaş Dinçel)… Ama aynı zamanda gençleri tüm kötü alışkanlıklardan uzak tutan Hacı…

Film Hacı ile Esnafspor’un 5 yıl süren, hiç küme düşmesiyle sonuçlanmayan ancak aynı zamanda Hacı’nın ölümüne kadar da hiç de şampiyonluk alınamayan bir zaman dilimininden kesitler sunmakta. Hacı’nın mahallede çok sevilen bir insan olmasına rağmen geçmişinin hiç bilinmemesi durumu toplumun kökenlere bakmaksızın her bireye nasıl kucak açtığının bir göstergesi. Antrenör Hacı’nın (Savaş Dinçel) en büyük tutkusu ise Aynur (Müjde Ar) ile evlenmektir. Aynur’un direnmesi ile kısır bir döngüye dönüşen bu tutku, gelgitlerle sürüp gider. Hacı’nın ona olan aşkını Aynur’un dışında kimse bilmemektedir.

Saint Etienne Tekniği

Fırıncı Hamdi (Sezai Aydın)’nin bütün emeğini ortaya koyarak kulüp başkanlığını üstlendiği Esnafsporlu kişilerin en büyük tutkuları Bursa Amatör Ligi’nde şampiyon olmaktır. Fakat işler bir türlü yolunda gitmemekte, Esnafspor her maçtan mağlubiyetle ayrılmakta. Hacı’nın Esnafspor’u çalıştıracak, onlarla birlikte idmanlarda yer alacak genç bir yardımcıya ihtiyacı vardır. Sonunda semtin lisesinde beden öğretmenliği yapmakta olan Çetin’den yardım istemeye karar verir. Çetin de Fransa’da staj yapmış ve o dönemlerin efsane takımlarından Saint Etienne tutkunu. Bu olay Esnafspor için yepyeni bir dönemin başlangıcı oluyor.

Rakip Ülkü Spor’un yakışıklı ve hırslı yöneticisi Cem’in (Uğur Polat) transfer etmeye çalıştığı genç ve yetenekli bir futbolcu olan Serkan (Rafet El Roman), Ülkü Spor’a kaptırılmadan alelacele transfer ediliyor .Takımın uzatmalı kalecisi “Torba” Suat (Erkan Can), mahallenin genç ve güzel kızı Nurten’e (Şahnaz Çakıralp) aşık. Nurten ise bu tutkunun farkında değildir, gönderilen mektuplar kapının altından atılmış ama yerdeki tahtalarda oluşan bir deliğe düşüyor. Serkan’ın transferi takımdan çok mahallenin genç kızlarını etkilemiş, kızların özellikle de Nurten’in takıma ve maçlara ilgisini arttırmış evlerinin pencerelerinden takımın antrenman ve maçlarını büyük ilgi ile izlemeye başlıyor. En sonunda Torba Suat, Nurten için büyük bir aşk beslemesine rağmen santrfor Serkan ile evlenmesine baş eğmek zorunda kalıyor, hatta düğünlerine dahi katılıyor. Suat’ın konuyla ilgili sözü kulaklara kazanıyor: “kapalı dükkana kira ödemişiz”.

Suat’ın aşk acısı çektiği süreçte Hacı’nın ona “ressam olur insanlar kazıya kazıya ya da resim olurlar kazına kazına” demesi ve Suat’ın iç çekerek “beni fena halde kazıdılar” demesi bizim aklımıza filmin en önemli önermesini getirir; “hayat fena halde futbola benzer”…

Hacı’nın Ölümü

Hacı ölmeden önce; “herkes birileri için bir şeyler yapmalı… Anneniz için bir şeyler yapın, babanız için, kardeşiniz için, karınız için bir şeyler yapın. Hiç olmadı bir çocuk yapın, onun için bir şeyler yapın… İyi şeyler… Ama onlar için yapın, kendiniz için değil” diyerek hayat felsefesini özetliyor. Hacı hiç tanımadığı, bilmediği bir mahalleye yerleşerek, -kendi için değil- başkaları için uğraşarak, aldığı sert eleştirilere rağmen inandığı yoldan dönmeyerek çevresindekileri de etkilemeyi başarmış bir insan. Öldükten sonra İstanbul’da Kapalıçarşı’da olan abisi bulunup haber veriliyor ve ama zaman geçeceği için de bu sırada gömülüyor. Abisi gelip cenazeyi sorunca da aldığı cevapla gülüyor ve diyor ki ama biz Ermeniyiz. Sonra da Fırıncı Hamdi ise “hadi ya bilmiyorduk” diyor önce, sonra da “aman ne olacak hepimiz insan değil miyiz” diyorlar, bütün mahalleli kahvehaneye çay içmeye gidiyor.

Hacı’nın göremediği ve sonrasında olanları belki de iyi ki görmediği takımın şampiyonluk karşılaşmasında karşı takımda Tanju Çolak, Rıdvan Dilmen, Cüneyt Tanman, Metin Tekin, Rıza Çalımbay, Ali Gültiken de rol alıyor. Hacı’nın ölümünden sonra takımın satılması, forma renklerinin değişmesi, inanılan değerlerin kaybolması, insanların büyük çarkların içinde ufacık bir dişli haline gelmesi, mahallelilerin artık bir takımının olmaması insanı üzerken son sahnede artık profesyonel bir takım olan Esnafspor’da yer bulma ihtimali olmayan kaleci Suat mahallenin küçük çocuklarını çalıştırmasıyla umutlar yeşeriyor:

“Hayat futbola fena halde benzer. Futbol şahsi beceri gerektirir, değişmez o da ayrı konu! Ama aynı zamanda da insanların bir takım halinde oynadığı bir oyundur. İstediğin kadar yetenekli ol iyi bir takımın yoksa hava gazı, mantarlarsın. Hayat fena halde futbola benzer. Dört doğru pas %90 goldür…”Suat’ın konuyla ilgili bir sözü daha kulaklara kazanmıştır: “kapalı dükkana kira ödemişiz”

Hacı ölmeden önce; “herkes birileri için bir şeyler yapmalı… Anneniz için bir şeyler yapın, babanız için, kardeşiniz için, karınız için bir şeyler yapın. Hiç olmadı bir çocuk yapın, onun için bir şeyler yapın… İyi şeyler… Ama onlar için yapın, kendiniz için değil” diyerek hayat felsefesini özetlemektedir. Aslında bu, o dönem içinde bulunulan toplumun da genel görüşünün ana temasıdır… Hacı hiç tanımadığı, bilmediği bir mahalleye yerleşerek, -kendi için değil- başkaları için uğraşarak, aldığı sert eleştirilere rağmen inandığı yoldan dönmeyerek çevresindekileri de etkilemeyi başarmıştır.

Şampiyonluk

Takımın şampiyonluk karşılaşmasında karşı takımda Tanju Çolak, Rıdvan Dilmen, Cüneyt Tanman, Metin Tekin, Rıza Çalımbay, Ali Gültiken de rol almıştır.

Hacı’nın ölümünden sonra takımın satılması, forma renklerinin değişmesi, inanılan değerlerin kaybolması, insanların büyük çarkların içinde ufacık bir dişli haline gelmesi, mahallelilerin artık bir takımının olmaması insanı üzerken son sahnede artık profesyonel bir takım olan Esnafspor’da yer bulma ihtimali olmayan kaleci Suat mahallenin küçük çocuklarını çalıştırmasıyla umutlar yeşermektedir: “Hayat futbola fena halde benzer. Futbol şahsi beceri gerektirir. Aynı zamanda insanların bir takım halinde oynadığı bir oyundur. İstediğin kadar yetenekli ol iyi bir takımın yoksa havagazı, mantarlarsın. Hayat fena halde futbola benzer.  Dört doğru pas %90 goldür…” Film, Hacı’nın söylediği bu sözlerle başlamış ve yine bu sözlerle bitmiştir.