1.Turgay Şeren

1932 yılında Ankara’da Keçiören’de Mustafa Kemal Atatürk’ün özel kalem müdür muavinlerinden Sabit Şevki Şeren’in ikinci erkek çocuğu olarak doğdu. İstanbul’daki Galatasaray Lisesi’nde parasız yatılı olarak okudu. Turgay, haftasonu günleri izinli çıkmayıp okulda kalan birkaç arkadaşıyla ‘pastasına’ birbirlerine şut çekme yarışları yapıyorlardı. Galatasaray’ın teknik direktörü İngiliz Pat Molloy Galatasaray futbol takımının alt yapısı olarak görülen lise futbol takımının da maçlarını takip ederdi. Turgay Şeren’in kalecilikteki maharetlerini fark etti ve takıma çağırdı. Molloy onu kaleye geçirdi ve ilk antrenmandan sonra ona der ki “Eğer santrfor oynarsan 3-5 sene sonra senden daha iyi şut çeken birisi gelir, kaybolur gidersin. Ama kaleciliğin yaşı yoktur, kaleye geçersen en az 10 sene oynarsın, karar senin.” Bunun üzerine Turgay Şeren efsanesi oluşmaya başladı.

Turgay Şeren 1966 yılında 20 sene aralıksız formasını giydiği, 14 sene kaptanlık yaptığı Galatasaray’da futbolu bıraktı. Bu süreçte 1959 yılı başlarında kısa bir Arjantin’in River Plate takımı tecrübesi olmuştu, hazırlık maçlarında oynarken Galatasaray Başkanının transferi onaylamaması sebebiyle Arjantin’den geri dönmek zorunda kalmıştı.
1950’den itibaren 46 kez milli formayı giyen ünlü kalecinin kalecilere de verdiği en önemli öğüt şuydu: “Bir kaleci defanstaki arkadaşı rakiple mücadele ederken kalesini asla boşaltmamalı. Bunun nedeni kaleci önünü görür ama defanstaki arkadaşının kafasının arkasında gözü yok. Senin kalende olduğunu düşünerek hamle yapabilir ve takımının gol yemesine sebep olabilir. Burada hata defans oyuncusunun değil, kalesini boşaltan kalecinin. Bir kaleci antrenmanlarda çok çalışmalı. Zira maçta ona çok az görev düşer. Hamle yapacağı zamanı iyi ayarlayabilmeli. Kaleci yılmamalı, zamanlamada mükemmellik çalışarak kazanılır. Kalecilik kuralları da hafızaya yazılmalı. Kalede süper bir kalecin varsa o takım sahaya çıkmaktan hiç korkmaz.”